30 Kasım 2012 Cuma

Saat 18:05 Tarih 30 Kasım 2012 aradan iki yıl geçti.....

   (Bu yazı şu anki bilgisayarım saatine göre tam 18:05 de yayınlanmıştır önemle not düşerim..Miniğimin doğduğu saatte.)

İlk olarak bunları yazmıştım sana,ilk doğum günün ve bloğumun kuruluşuydu.Şimdi ne yazayım diye öylece bekiyorum.Düşündüğümde feci bir yoğunluk oluyor içimde,içim sıkışıyor heyecanlanıyorum ve kelimeler tıkanıyor birden..

Ben çok zor elde ettim seni,bitti bu iş dediğim,umudumu yitirdiği çok an oldu yalan söyleyemem,karnımda kocaman bir tümörle sana kavuşma planlarımızı erteledik önce tüp bebek bölümüne yönlendirdiğimizde bir umut-bin umut kapladı içimi ama bunun yanında kafamızı kurcalayan sorular sorular sorular.Sonra mutlu anların meyvesi olmanı arzu ederken bir petri kabında kavuşmayı bekledin çünkü biz tüp bebeğe başlıyorduk  .Tıpkı benim seni beklediğim gibi sende beni bekledin kardeşlerinden koptuğum gülerin gölgesinde.

 Sonra tedaviydi,iğneydi derken büyük günü bekleyemeden sabırsız annen iş başına geçti.Oldu olacaktı derken artık benimleydin,demek kara günler bitmiş ve artık kavuşmuştuk.Sonunda bende görmüştüm çift çizgiyi.Önce güzel bir plan yapıp babaya söyledik .Sonra kalp atışlarını duymayı bekledik.Ne zaman ki kalbin pıt pıt attı işte o zaman haykırabilirdik.Duyduk duymadık demeyin bizim çocuğumuz olacak.

Yaşana tüm sıkıntılar,o hiç durmadan ağladığım ,hiç isyan etmediğim-şükürler olsun ki- ama içime çok kapandığım o günler senin içime konmanla bir anda yok olmuştu.Bir diş ağısı eşiliğinde gittiğim kontrolümde önce anestezisiz kanal tedavisi olma cesaretini bana yaşatan-ki benim dişçi fobim vardır- yegane varlık sen olabilirdin ancak .Dişçi koltuğundan kalıp seni göreceğim anı öyle çok merak ediyordum ki,ilk tanışmamız çok değişik oldu.GERÇEKTİN..ORADAYDIN..Beni bırakmamıştın ve ben şükürlerimin göz yaşlarına karıştığı bir ilk tanışma geçirdim seninle.

Merakla beklediğim onca zamandan sonra yaşadığım hastalığımın genetik yatkınlığı olur diye ne kadar erkek çocuk istesemde sen minik bir kızmışsın bunu öğrendik.İlk an üzüldüğümü itiraf etmeliyim ama sonrasında doktorumun bana "Sadece kızlar yumurtalık sahibi değil,erkeklerde de yumurtalık var Merve kendine gel."demesiyle sirkelenmem ve senin varlığına şükür etmem bir oldu.

Sonra seninle yaşadığım uzun geçen o 8 ayda bir çok şey yaşadık,en önemlisi merdivenden bile yuvarlandık ama yaşanan onca kaşıntı,alerji,düşme,şeker hastalığı vs. derken ben seni hiç bırakmadım,sende bana sıkı sıkı sarıldın.

Sonra zaman geçti,geçti,geçtiii......Ve sana kavuşma vakti geldi çattı.Herşey mükemmel olmalıydı,hazırlıklar başladı .Ama evdeki hesap çarşıya uymadı.Kontrole gittiğimiz 30.Kasım.2010 saat 14:00'te  sen gelmeye karar vermiştin ve biz seni kucaklamak için hazırlıksız yakalanmıştık.

Kontrol vs derken,saat 17:57'ydi ve ben ameliyathanede seni kucağıma almak için narkozitörden çaldığım son bir dakikada dua ediyordum.

Sonra sen doğdun herkesin ki gibi değil değişik bir doğum hikayemiz vardı bizim

Şimdi geçen 2 yıldan sonra diyebileceğim şu ki "Bu yazıyı okuyorsan bir tanem ve ben hala hayattaysam yanıma gel bana sarıl ama sımsıkı sarıl ve 'Anne seni çok seviyorum' de.Eğer ben ölmüşsem yine yanıma gel 'toprağa doğru eğil ve yine 'Anne seni çok seviyorum de '....Şunu bilki ben bu dünyada var olduğum her an senin o güzel sesini uzakta yada yakında hep duymak isteyeceğim.Ve bu dünyadan gittiğimde de senin sesini duyacağım.Çünkü seni bana nasip eden,bu güzel duyguyu bana yaşatan yüceler yücesi rabbim anneleri evlatlarından ayırmaz."

HAYATIMDA AYNI ANDA HERŞEY OLMAYI BAŞARAN TEK VARLIĞA Sevde Lina'ya...............
İyiki varsın bebeğim.




Not:Bu yazı birden çok bağlantı linki ile yayınlanmıştır sebebi bloğumu açtığım tarihte lina 1 yaşındaydı ve kimsenin yazdıklarımdan haberi yoktu şimdi kaçıranlar için belki okumak isterler diye link ekleyerek yazdım en önemliside kızım senin her anı tekrardan yaşayarak okuman için....


29 Kasım 2012 Perşembe

İnek sütü alerjisi ve bizim miladımız....28.Kasım.2012


Doğum günümüze bir gün kala bizim için tam bir milattı.Lina'nın süt alerjisi sebebi ile doğduğundan beri inek sütü ağzına değmedi,dün yeter artık dedim kendi kendime,doktorada gitsem "Ufak ufak deneme yapalım,herhangi bir komplikasyon gerçekleşirse haberleşelim." diyecekti.

Organik ürünler satan bir markanın sütünü aldım eve giderken,işten çıktığım için o saatte taze inek sütü bulmam çok zordu.Eve geldim oynadık,yedik,içtik oyalandık ve yatma vakti geldi.Bende Lina'nın mamasının içine (Hipp Organik devam sütü hazır paket ) inek sütü kattım.Oran olarak bahsedecek olursak %20 hipp mamasından %80 inek sütü,doğrudan inek sütü ile başlamadım çünkü tadını sevmezse birden reddeder ve ben bu tarihi denemeyi asla yapamam diye..

Neyse bu süt içme konusundaki miladımız meğer başka değişimlere de gebeymiş.İşten dönerken Lina'ya aldığım doğum günü hediyesinin bir kısmını dayanamayıp tırtıklayınca yatarken okuyacağımız kitabımızda netleşmiş oldu.

Her zaman özenirdim lıkır lıkır sütünü içip annesi hikayesini okuyunca kendi kendine uyuyan çocuklara.İşte tamda bunun hayallerini kurarken bir ışık yandı ...Neden o gün bugün olmasın,zaten yarın anne sütünü keseceğiz ve inek sütü denemesi yapıyoruz,koyayım yatağına kendi kendine uyumaya çalısın dedim.

Lina'yı yatağına koydum,biberonu eline verdim ,o mama-süt karışımını içerken ben bir yandan Paytak Penguenler  adlı kitabı okuyordum.Mama-süt karışımını bitirince "Anne,bitiğdim." dedi.Bende "Tamam ,anneciğim hadi ver biberonunu bana şimdi sen yat,ben sana hikaye okuyacağım." dedim.Sükunetle "Tamam." deyip yan dönemesi ve "Anne,ört üstümü.." demesi beni ayrıca şaşırttı.



 Lina hareketsizce yatıyor,bende kitabı okumaya devam ediyordum.Bir yandan da içimden "Allahım ne olur anafilaktik şok falan geçirmesin,babası fuarda,telefonuna bile bakamayacak kadar yoğun,ben böyle bir günde denemek için hata mı yaptım,ama olsun denedik bir kere,inşallah bir şey çıkmaz." gibi düşüncelerle boğuşurken,Lina uyku nefesine geçmişti bile.Kendimce hayrete düşmüştüm,her kitap okuma denememizde uykusu daha da açılan kızımın bu seferki müthiş performansı gözlerimi yaşartmıştı

Hem inek sütü içtik hemde kendi kendimize hikaye dinleyerek uyuduk,hemde hiç sallanmadan ve meme emmeden..Kocaman bir Maaşallah..

2 yaşına girmeye bir gün kala büyüdü mü ne benim kızım?....Zaman ne çabuk geçiyor.










Bu arada benim gibi çocuğu süt ve yumurta alerjisi olan anneler nacizane bir kaç tavsiyem olacak.

 -Bu işte en önemli nokta iyi gözlem yapan bir anne.

-Bunun yanında alerji meselesi çocuk doktorlarının değilde,"çocuk alerjisi uzmanlarının" detaylandıracağı bir hadise.

-İyi bir doktor ve iyi gözlemden sonra uzun gıda rejimi dönemleri,dışkı takipleri,kan testleri,anne emziriyorsa eğer anneninde uygulayacağı gıda rejimleri vs derken zorlu bir süreç sizi bekliyor.Bu süreci en az zararla atlatmak için tüm kurallara  uymalı ve tüm gerekli,test ilaç vs. müdahalesi yapılmalı.Örnek verecek olursak Lina'nın 2 düzey inek sütü alerjisi vardı yani o aşırı fena olan ,anafilaksi yaşayan boyutta değildi,bunun yanında yumurta sarısı ve beyazına; ayrıca köpek epiteline ve yer fıstığına; ama yinede ben,içinde peynir altı suyu var diye ona çubuk kraker bile vermedim.

-Ayrıca 3 yaşından önce çocuklara alerji testi yapılmaz diyorlar ama bence yapılır nedenine gelince; prick test denilen iğne batırılarak yapılan testler mazide kaldı artık,bir miktar kan ile ;bakınız dikattinizi çekerim bir tüp değil bir miktar kan ile herşey ortaya çıkıyor,biraz maaliyetli ama gerekli.3 yaşından önce yapılmamasının sebebi çocuğunuzun "..........." 'ya/ye alerjisi yoksa  bu gerçektende olmadığı anlamına gelmiyor,bazen alerji olsada çıkamayabiliyor;ama eğer bir şeye alerjisi varsa bu kesin o şeye alerjisi olduğu anlamına geliyor ki buda bence önemli,Bu noktada  bilemediklerimiz için yaptırmayacağımıza bilebileceklerimiz için yaptırma durumu ön plana çıkıyor.

-Sonrasında uzun süren gıda rejimlerinin yanında içilen ilaçlarında desteği ile kademeli olarak alerjik reaksiyon verdiren gıdalar deneniyor,öncelikle karıştırmadan hepsini tek tek denemekte fayda var.Örneğin: Lina gibi hem yumruta hem süt alerjisi olan bir çocuğa,peynirli yumurta yaparsan ve alerjik reaksiyon verirse,bunun hangisinden yada ikisinde mi kaynaklandığı anlayamazsınız.
-En önemlisi de zamanla bu rahatsızlık geçiyor sadece önemli olan dikkat etmek ve çocuğa duruma güzelce açıklamak.Takdir edersiniz ki çocuk bunu yiyemezsin bu sana dokunuyor dendiğinde en çok iç acıtan yaş grubu ve bu olguyu anlamdırması bazı yaşlarda (0-3) çok zor.Bu sizin onunla aranızdaki iletişim becerisinden geçiyor.Ben Lina'ya hep "Anneciğim bu büyük maması bunu büyüdüğün zaman yiyeceksin şeklinde açıkladım .çok küçük olduğu için hastalık piskolojisine girsin istemedim.

Not:Bu yazıyı uzun uzadıya yazmamın sebebi benim gibi çocuğu alerji olan annelere bir ışık olabilemek belki bir fikir verebilmek belkide umut olabilmek bu yazıyı yazdığım an itibari ile (29.11.2012 Saat 11:59) Lina'da herhangi bir alerjik reaksiyon belirtisi yok...

GEÇTİ GİTTİ İNŞALLAH MİNİĞİM BUNUDA ATLATTIN İNŞALLAH.....

Alerjiyi nasıl anladık neler yaşadık bilmek isterseniz.Aşağıdaki Linklere tık tık lütfen..




28 Kasım 2012 Çarşamba

Bebeğin boğazına kılçık kaçarsa...Balık çorbası tarifi..

Lina,takip edenlerin bildiği üzere kronik iştahsız bir çocuk ve severek yediği tek şey balık,hem bu sebeple hemde uzmanların haftada iki kere balık yiyin önerisi doğrultusunda Lina'ya her hafta en az bir kere balık alıyorum.Genelde kızartma seviyor,çoğunlukla da dil balığı tercih ediyoruz.Onun yanı sıra levrek,çinekop fileto mezgit,Çipura ve dilimlenmiş palamut seviyor..

Bizde dün anneannemizle evde balık yapmaya üşendik gidelim bir yerde yiyelim dedik.Bekledik vs derken balıklar geldi,bıçakla yemeyeyim elimle ayıklayayım,kılçıkları boğzına kaçmasın demeye kalmadan daha Lina'ya ikinci lokmayı vermiştim ki çocuk kızarmaya ve ağlamaya başladı.Annem!! Annem!! diyor başka birşey demiyor.Çırpınarak kucağıma fırladı,öğürmekten gözleri patlayacaktı.

Annem panik oldu her zaman ki gibi çığlıkla ayağa fırladı,bense tüm rutin zamanlardaki halimi bırakarak böyle kriz anlarında gayet soğuk kanlı olabiliyorum.

Neyse baktım çocuk elden gidecek - Allah korudu- hemen parmağımı soktum boğazına kadar," Lina sakin ol anneciğim,tamam bebeğim,geçecek,bak bu ekmeği ye,yada su iç bir tanem."  desemde elimle kılçığı alana kadar önerilerimin hiçbirini yerine getiremedi.

Sonrasında ağlamaya devam etti ve ben başka kılçık var mı diye düşürken ekmek yemek istedi.Neyse ki bu krizi zayiatsız  atlattık.

Peki bu yaşadığım minik çaplı kılçık yutma sorunundan sonra şunu anlıyorum ki:

  • Her türlü çarpma,vurma,düşme,boğulma gibi anlarda ilk kurtarıcı sakin olmak.
  • Sonrasında etrafta biri var,vay efendim ben yapamam falan demeden en acil müdahaleyi yapmak.Örn:İşaret parmağımı Lina'nın küçük dilinden aşağıya sokmam.
  • Sonrasında yanınızda panikleyen biri varsa o kişiyi etkisiz hale getirmek yada ondan uzaklaşmak.
  • Veeeeee balık yedirirken daha daha daha çookk dikkatli ayıklamak özelliklede bizim gibi levrek yiyorsanız. 

Uzmanlara göre balık bebeklere en risksiz şekilde çorba olarak sunuluyor, balık çorbası nasıl yapılıyor kısmına gelirsek;

  • Tercih ettiğiniz balıktan,ben levrek yada dil tercih ediyorum,eğer levrekse 1 adet,dilse 3-4 adet balığı  4 bardak su ile haşlıyorum,ayrıca içine bir miktarda soğan ve sarımsak atıyorum.Burada püf nokta haşlama suyuna mutfak filesi ile balığın kemiğinide koymak..(Haşlanınca kemiği içinden alıyoruz.)
  •  Balık haşlandıktan sonra -üzgünüm ama ölçüsü yok-göz kararı unu tereyağ ile kavurup çorbanın içine bocalıyorum 
  • Sonrasında bir miktarda limon sıkıyorum,blenderdan da geçirdik mi tamamdır.

 Ayrıca itiraf etmeliyim ki olay anındaki soğuk kanlı olsamda,geçince elim ayağım boşaldı ne yemek yiyebildim,nede yedirebildim,zaten zavallı yavrum balığı görmek bile istemedi,kuru ekmek yedi...

Bununla geçmiş olsun bari verdiğimiz sadakalar hürmetine rabbim yüzümüzü güldürdü resmen....

He birde görsel yok kusura bakmayın.....Sevgiler.....

Dip Not :Balıkçım balığı ayıklıyor hemde kılçığından bile bana sadece kalın kemiğini veriyor.Sizin böyle bir imkanınız yoksa balığı tümüyle haşlayıp ayıklayıp çorbaya katabilirsiniz...



27 Kasım 2012 Salı

Değerli fikirlerinize ihtiyacım var.....

Merhaba değerli dostlar bu aralar bir şeye fena takmış durumdayım neredeyse 1 aydır html kodları ile boğuşuyorum.Bloğumu ilk önce blogger'ın basit şablonlarından biriyle yayına başlatmıştım ama sonra çok çozukça geldi.Daha sonra şu anki güzel hakine getiren,fırçasının değdiği her yerde harikalar yaratan sevgili blogger dostum Değmesin Yağlı Boya Sevgi el attı bloğuma hemde taaa Yunanistan'lardan..

Sevgi aynı zamanda bloğunda blog tasarımı konusunda hem ayrdımcı oluyor hemde header şablon vs gibi konularda asla el emeğini karşılamayak cüzzi bir fiyata size tasarımda yapıyor,yüce gönlü sayesinde bazen hediye ediyor.Hatta bazı bloglar kendini onun eline öyle bir teslim etmiş ki bir bakıyorlar Sevgi girmiş değiştirmiş,güzelleştirmiş.

Şimdi bende kızıma hatıra olsun diye yazdığım arada kendi dülşüncelerime yer verdiğim toplumsal etkileşimler sonuncu  gümden konusunda da bir şeyler anlattığım bloğuma kendim şablon tasarlamaya karar verdim..O'na tamamen benim emeğim olan bir şey bırakmak için..

Önce Sevgi'nin yazdıklarını okudum,sonra blog düzenleme konusunda artık üstad sayılacak Blog Hocam imdadıma yetişti...Sağolsun gece gündüz demedi sorduğum sorulara güzel güzel cevap verdi hatta sorduğum bir konu hakkında yazı bile hazırladı.

Şimdi bu engin denizde boğulmadan birşeyler yapmaya çalışıyorum ve şunu anladım ki öğrenmekle okumakla bitmiyor...

Şimdi esas değinmek istediğim konuya gelince...

Sizce, "blog" dediğiniz  nasıl olmalı,içerik en önemli konu ama bu alanda birşeyler yapmaya çalışıyorsak görsellikte fazlasıya önemli..

Bana yardımcı olur musunuz? Size bir blogda görsel olarak neler çekiyor,neler itiyor...



26 Kasım 2012 Pazartesi

Nasıl başarıyorsunuz?



      Bu aralar "again please" modundayız.Oyun hamurlarımız,legolarımız,boyama kalemleri ile boyama yapmak.Başka birşey yok.Miniğim artık benim yaptığım saçma sapan şekillerden sıkılmış olacak ki geçen gün babasının yaptığı lego adamı pek bir sevdi.



   Artık benim kendime bile vakit ayıramayışım zavallı çocuğumunda hep aynı şeylerle meşgul olmasına sebep oluyor.Vallahi bu 80.000 çeşit aktivite yapıp sonra müze,tiyatro,sergi,seminer gezip sonra gelip mutfakta harikalar yaratan kadınlarıda görünce dedim yahu bende bir acayiplik mi var?

 Açıkça söylemek gerekirse ben yetişemem vallahi buların maddi manevi getirisine,bu kadar gezip tozup cici anne olmak,üstüne üslük bunları çalışırken yapmak,hiç benim harcım değil kaldı ki bunları yapmam için evde bir cici mutfak ve temizlik teyzesi,birde oyun ablası olması lazım..He yanlış anlaşılmasın yapana da saygım var kıskanmak asla değil gıpta etmişliğimde var ama hala akıl sır erdiremiyorum bu garip enerjiye.

Benim bu aralar yaptığımsa,eve gel,soyun giyin,yıkan paklan,yemek ye,Lina'yı yedir,azıcık oyun haydin yatağa...Pazar günlerine gelince verimli  kullanmak istiyorum ama eşim haftanın sadece bir günü sabah uyuma fırsatı buluyor,ona kıyamıyorum,uyudu kalktı kahvaltı,mutfak vs derken saat oluyor 3..O saatten sonra giyin dışarı çık İstanbul trafiğinde uzak olmasın ama yakın olsun akşama maç var derken evimize en yakın AVM de buluyoruz kendimizi..

Böyle oluncada hem üzülüyorum bir şey yapamıyoruz hep aynı diye,hemde bir yerlere gidince de dinlenemedik diye..

Yok mu şöyle hem trafik çekmeden gidilecek,hem çok aşırı pahalı olmayacak,hem çocukla rahat edilecek,hemdeeeeee ........


Sanırım çok şey istedim....Ben susar....

22 Kasım 2012 Perşembe

Peki ben hazır mıyım?

    Birgün bu cümleleri yazabileceğim hiç aklıma gelmezdi çünkü imkansızlıklarla başladı bizim buluşmamız.Lina doğduğunda daha aızıcık emzirmeden nefes alamama problemi yaşadı ve 11 gün yoğun bakımda kaldı.O zamanlar yazmıştım yaşadığım  yoğun bakım sürecini sonrasında sana geç kavuşmanın verdiği acemilikle yaşadıklarım vardı,emememen ve benim yaşadığım türlü sıkıntılar onlarda ayrı bir yazıya konu olmuştu.Derken ben 1 yıl boyunca göğüs kalkanı taktım ve sen meme emmeye alıştın.

  Her anne ister bu duyuguyu yaşamayı,evladını besleme iç güdüsü ile daha kendine gelemeden yapmak istediği,hatta doğuma girerken bile kendini koşulladığı bir duygudur emzirmek.İlk dönemler sütüm yetmediği için yaşadığımız sarılık sıkıntısından sonra ne kadar mama takviyesi yapsakta istediğim tek şey seni iki yaşına kadar emzirmekti..




  


         İki yaşına 1 hafta kaldı benim aldığım bir kararla sadece akşamları yatarken emiyorsun ama "Anneciğim,bak sen artık abla oldun dediğimde,biraccıç veeeyy anne biraccıç veyyy." demen beni benden alıyor,dayanamayıp arada veriyorum.Aslında,ne kadar nasıl keseceğim düşüncesi kafamı kurcalasada,memeye hiçbir zaman delicesine bağlı olmaman,genelde başın sıkıştığı zaman meme emmek istemen,doymak değilde rahatlama aracı olarak kullanman bu süreci zorlanmadan atlatabileceğimizi düşündürüyor bana.Biz seninle geçiş evrelerinde hiç zorlanmadık zaten.Sanırım biraz huzursuz geçecek ama hazırsın sen "büyük abla" olmaya.

   Peki ya ben,ya ben hazırmıyım o aramızdaki bize özel olan yegane bağı bırakmaya...Sanki ellerimden kayıyor,gidiyor gibi hissetmem anormal mi acaba? Düşünüyorumda,aramızda sadece ikimize ait olan sadece ve sadece bizim kalan şey olmayacak artık...Çünkü seni herkes öpebiliyor,herkes sarılıyor,herkes seviyor ama herkes bunu yapamıyor...

Bu özel olayı senin zihninde hep özel kalması için elimden geleni yapacağım,ilaç krem,bant,boya,acı,ekşi vs hiç birşey araya katmadan büyümenin bir getirisi olduğunu sana güzellikle anlacağım ama ben kendimi buna nasıl hazırlyacağım...İşte o noktada kitleniyorum....

Ve aklıma geldi de keşke insan duygularını hapsedecek bir mekanizma bulunsa,arada taksak istediğimiz duyguyu seçsek ve onu hissetsek... Hatta adını bile koydum "duygumatik"...Nasıl ama...?


21 Kasım 2012 Çarşamba

Gidesim Var...............

Yorgunum,yoruluyorum....Bazen kimse beni anlamıyor gibi geliyor.İçimden bir anda infilak etmek yok olup, defolup ditmek geliyor.Şöyle çok uzağa değil yakına ama kimsenin aramadığı ve ulaşamayacağı bir yere.Omzuma yüklediklerim,biriktirdiklerim ezdi beni artık,taşıyamıyorum.

Kendime defalarca sorduğum anlar oldu "Bende bir sorun mu var? Ben mi kendimi doğru ifade edemiyorum acaba?" diye..Ama yok..En yakınım olanlar,en çok beni anlar diye düşündüklerim anlamaz oldu beni..

Şu cümlede anlaşılamayacak ne var?

Anne Lina öğlen 12'ye kadar uyumasın,sonra akşam erken yatmıyor.Ve bir öğlen ararım çocuk saat 12'de hala uyuyor.

Ya da bu cümlede?

Anne biliyorsun Lina bu aralar hazımsızlık sorunu yaşıyor mamasını değiştirdim,bir süre hipp olanı verelim milupa aptamil vermeyelim olur mu.Ama öğlen bir telefon gelir "Lina'nın diğer maması nerde ben onu vereceğim." Neden anne vermeyeceğiz demiştik ya. "Ben biiliyorum o mamada birşey yok ben onu vereceğim." Lina hipp mamasınıda bu kadar iştahla içerken ve diğer mama verilmesin dememe rağmen neden vermekte diretir bir insan anlamam..

Neler var daha saymak istemediğim,bir zaman gelipte annem benden önce göçüp giderse,okuduğumda pişman olacağım,başımda olsada daha beterini yapsa diyeceğimi bildiğim için,daha saymak istemediğim.......


Ama ben çok yoruldum dostlar her gece 2'ye kadar ayağımda çocuk sallamaktan,sırf o erken kaldırılmıyor diye geç yatmaktan başka suçu olmayan yavruma bağırmaktan,daha sonra anneme ve çocuğuma bağırdığım için ağlayıp pişmanlık duymaktan,çok yoruldum..

Beni en çok yoranda onun benim hayatta en değer verdiğim kişi olması "ANNEM" olması..Neden herşeyi inadıma yaptığına,neden hep dediğimin tam tersini yaptığına ve neden bu kadar fikri sabit olduğuna bir anlam veremiyorum..

Sinirlenmek,bağırmak,içime atmak...Bunlarn hepsi ama hepsinin bir geri dönüşü olduğunuda biliyorum kafaya taka taka 26 yaşımda kanser oldum ben..

Konuşmak,uzak durmak,mesafe koymak,küsmek,doktora gitmek hepsi ama hepsi çözüm olmadı..Şimdi benim sadece gidesim var .Çocuğumu,eşimi bile yanımda istemeyecek kadar doluyum,tek başıma bir yerlere gidesim var....

13 Kasım 2012 Salı

Şimdilik anlatabildiklerim.....

Miniğim sen artık tatlı tatlı konuşmaya başladın,geç konuşacak galiba bu kız çıtı çıkmıyor derken dillendin de dilllendin......

Özellikle gece yatmamak için verdiğin mücadele takdire şayan
__Anne bap,anneanne tapıyı tapadı,eee eee daptı.
__Anne bap,baba eee eee daptı.
__Anne sü sü anne süüü.
__Anne çıtartdım anne çıtartdım bap. (çoraplarını çıkardığın zaman)

__Lina, hadi uyuyalım anneciğim.

__Anne hayııyy,anne aşağaaa aşağaaa. (hayıylar hala devam ediyor)

__Aaaaaa anne pisi pisi!! Bağaccam anne bağaccam.

__Anneciğim pisi pisi uyumuş şimdi göremezsin.


Mesela yeni öğrendiğin bir "iş bap anne iş bap" çıktı

Geçen gün Lina mutfakta lavabonun altındaki dolabı açıp sıvı yağı düşürme girişimlerinde bulunuyordu,bende "Kızım sen ne yapıyorusun orda?" diye sorduğumda."Nana iş daptı anne,nana iş daptı." diye cevap verince ne kadar şaşırdım.



Önceleri hece hece başlayan serüvenimizde her eklenen kelime neşe oldu,hadi anneciğim bunu de şunu de zorlamalarımızı,her direnişimizde olduğu gibi sen kazandın.Bizde tipik bir yay burcu olmandan yola çıkarak seni baskı altına almamaya karar verdik.Ve sonuç 5 para ver konuştur 10 para ver sustur.

Sevdiğim şeylere "menim" demen."Annem,menim annem" diye bana sarılman son zamanlardaki en sevdiğim hallerin.

Onun dışında kronik iştahsız bir çocuk olmandan sebep öğrendiğin "doydum" kelimesini bir o kadar yerli yersiz zamanda konuşmanda da pek tatlı.

__Lina çikolata yiyelim mi anneciğim ?
__Abiş (evet demek istiyor)
__Lina çorba içelim mi kızım?
__Doydum anne doydum.

Sinek kovalarken bizi gördüğümde "Dit oluummm ditt " diye sineği kovalaman.Sonra da bizim yaptığımız gibi duvara elini vurup "Anne bap öldüğdüm." demen.

Birde işine gelmediği bir şey yaptırdığım zaman "Anne dit işe dit işe." demen. ve daha niceleri.

Ayrıca babanın tüm fenerli sülalesine karşı sana "En büyük kim" diye sorduğumda verdiğin "Dombom" (Cimbom) cevabı.

Onun dışında 23,5 aylık konuşma demelerinden tarihe not düşmek istediğim bir kaç kelime.

Bap=Bak
Şeşe=Dayı
Otuğdum=Oturdum
Dombom=Cimbom
Alla Alla=Allah Allah (Birşey olmadığında yada beklediği gibi olmadığında kullandığın ünlem)

Birde uzun uzun kuruduğum ve ne kadar normal olsa da bizi şaşkınlığa düşüren cümlelerin.

Anne bap aydede ditti ee baptı meme emdi anne işe ditti mama baba işe ditti mama
Meali  :Anne,aydede meme emdi uyudu.Sabah annesi işe gitti babası işe gitti mama alacaklar.

Bu arada sayı saylamarımız meşhur..Bi iti uçç döytt beş
Lina saat kaç anneciğim:Uçç-beş ( Trakyalı mı ne :)  )

Ayrıca bebeğini ayağına alıp anne bap bebiş eee eee ...
Pişşş pişşş bebiş aaaaa Alla Alla..diye bebeğine kızmaların yok mu

Bu arada adını soruyorum debde (Sevde) 
Diğer adın ne anneciğim ? Nana (Lina)
Soyadımız değişken demin delim menin vs gibi türevleri var ama asla selim olmadı :))

Şimdi bir anne deyişinle içi titreyen annen senin bu kelimelerin cümlelerin karşısında ne yapsın...Canım kızım seni çok seviyorum ve bana bu duyguyu yaşatan Allah'ıma her gün her an şükrediyorum..Rabbim isteyen herkese nasip etsin inşallah.
















9 Kasım 2012 Cuma

Cuma Yazısı -1-




Çocuklarımız en büyük miraslarımız ya hani,hani biz onları hep yediği ,giydiği ile her anıyla düşünüyoruz ya.Peki onlara huyu,suyu,davranışları dışında kalıcı neler verebiliyoruz?

Geçen gün bir dost meclisinde,bir komşuyu,bir ölümü yad ediyorduk,kuranlar okundu ve hafız bir hanım sohbet yaptı.Bir çok şey aklımda kaldı ama en vurucu,en sarsıcı olanı kız annesi olmamdan mütevellit şu söz oldu "Erkek anneleri evlat yetiştirir,kız anneleri nesil yetişirir". Ne kadar önemli bir misyonumuz olduğunu farkında mısınız dostlar?

Hani hep kayınvaldesinden memnun olmayan,kocalarını şikayet eden kadınlar aslında unutmamalıdır ki en çok biz suçluyuz bu konuda,evlatlarımız yetiştirken onların gereksiz şımarıklıklarına göz yumarken,bunların bir gün bir başka can için ızdırap olacağını akıl edemiyor muyuz,yoksa etmek mi istemiyoruz bilinmez ama olay kadın nesilde bitiyor... Proje çocuk yetiştirmek derdinde değilimde,vicdanlı insan yetiştirmek önemli bu noktada.

Ne buyuruyor alemlerin resulü Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) :

  "Çocuklarınız dile gelir gelmez,yani konuşmaya başlar başlamaz,onlara "La İlahe İllalah" demeyi öğretin." (Ramuz el-Ehadis 33/3)

Herşeyi dikkate alan güzel dostlar çocuklarımıza atamızı,ülkemizi,tarihimizi anlattığımız gibi dinimizde anlatalım şüphesiz ki dinin öğrenildiği en güzel yer insanın evi,ailesidir.

Çocuklarımıza bu konuda güzel örnek olup "Aman 3 yaşından sonra dil eğitimi alsın,aman geri kalmasın." diye düşünürken varoluş amacımıza anlam yüklemeyi unutmayalım.

Unutmayalım ki "Kullu nefsin zâikatul mevti summe ileynâ turceûn"....Bir gün ona döndüreleceğiz.

CUMANIZ MÜBAREK OLSUN DOSTLAR......Dua ile....................





  

6 Kasım 2012 Salı

İsraf...

Çok fena canım sıkılıyor bu duruma,iştahsızlığın dibine vurduğunu bloğumuzu okuyanlar bilir,tabi bilenler benim senin bir lokma yemen için ne çabalar verdiğimide bilir ya neyse.Ama sen ısrarla "hayıy modunda olduğun için" kilo alma konusunda da bir arpa boyu yol kat edemezsin.

Aslında ailecek derdimiz senin kilodan ziyade dünya nimetlerinden faydalanman ama yok,sen yemiyorsun anacım.Ev yapımı doğal hazırlanan ürünlerin yanında belki bir fark vardır diye hazırları teker teker denedik emme akibetimiz budur vesselam..

Pırasa bacaklı bal yanağım ileride bunları okuduğunda sakın gülem yoksa seni ısırırım..Millet nimet bulamıyor sen bulup yemiyorsun..


2 Kasım 2012 Cuma

Çocuklarda 2 yaş sendromu,Ah bir bilseler....



Bazen bir şeyler söylüyorum ama anlamıyorlar.
Yemek vaktini hiç sevmiyorum,kaşığı çatalı itesim geliyor.
Annemde anlamıyor bazen beni.
Mesela,banyo yaparken suyun yüzümden aşağıya akmasından nefret ediyorum,yada erken yatmam için zorlanmaktan.
Yoğurt sevmiyorum birde ben.
Kucağa alınmaktan,sevilip okşanmaktan hiç bıkmam.
Hep annem olsun isterim yanımda.
Olmadığında mutsuzum.
Tırnaklarımın kesilmesini sevmiyorum birde, ne olurdu sanki uzun kalsalar.
Annem her kesmek istediğinde ağlar gibi yapıyorum.
Ağlar gibi derken,bunu da yeni öğrendim, ağlar gibi yaptığımda hemen istediğim oluyor.
Hatta olmadığında daha çok tepinip,ayaklarımı yere vuruyorum.
Annem kararlıdır aslında ama anneannemle babam hiç kıyamaz.
Hımm unuttum,en gıcık olduğum şeyi bezlenmekten nefret ediyorum,annem çıkarınca altımdan hemen tutup yere savuruyorum.
Popomda bir bezle durmak sıkıyor beni ama tuvaletimin geldiğini de tam söyleyemiyorum.
Çikolata yemek istiyorum devamlı,annemden istiyorum ama vermiyor.Babam arada kaçırıyor,bayılıyorum.

Ben şimdi iki yaşıma girmek üzereyim,bir ay sonra 2 yaşında olacağım.Konuşuyorum ama büyük insan gibi değil.Kendimi ifade edebildiğim tek şey isyanlarım.O zaman anlıyorlar beni,bazen hırçınlaşıyorum,bazen küsüp kenara çekiliyorum.Bizde kimse küsmez ama ben yeni keşfettim küsmeyi,istediklerimi yaptırmamda etkili oluyor.

İşte böyle teyzelerim sürekli bir infial halindeyim...İki yaş sendromu diyorlar.Aslında bilmiyorlar bu beni kendimi ifade şeklim....Biraz sabır,biraz sevgi...Hepsinin çözümü belli.....



TOP-LEFT ADS

Huuu Huuuu

BAL YANAK