28 Mayıs 2013 Salı

Ballı Dil.

Kızım sen bu aralar pek dilli bir şey oldun.Tuhaf tuhaf kelimelerin var ve ben senin onları değiştirmeni hiç istemiyorum, buna rağmen zamanla konuşman düzeliyor,doğrularını söylemeye başlıyorsun.Bazen de "Anne ben bebekken buna ne diyordum?" diye soruyorsun.

Mesela önceden ben sana bir şey yedirirken ikinci lokmayı verdiğimde ağzın doluysa "Adıda bayyy! " diyordun.Şimdi "Ağzımda vay." diyorsun."Anne ben önceden 'Adıda bay' diyordum şimdi söyleyebiliyorum diyorsun.

Mesela enteresan bir kaç kelimen var

Bidibides = Patates
Küçük anyşınar = Küçük Einsteinlar
Evette = Elbette

Çoğu zaman konuşmanda y harfleri yerini d harfine bırakıyor.Mesela 'yapalım' değilde 'dapalım' diyorsun.

Onun yanında saflıkların komik hallerinde var.Mesela geçen gün baban çok yorgunken "Kızım hadi git babanı öp babana enerji ver." dedim.Gittin öptün ve "Enerji!" dedin. :)

Birde biidayaş var mesela senin oyuncak bilgisayarın var ona 'biidayaş' diyorsun..Hatta benimkini alıp "Anne bu senin biidayaşın,buda benim biidayaşım." diyorsun.

Birde olamassss var.Mesela çorabını giymeye çalışıyorsun,beceremiyorsun."Annneeee olaaamasss napıcaaam şimdi men?" diye acı bir cümle kuruyorsun ,gülmemek için kendimi zor tutuyorum.

Banyo yaparken sırtını dönüyorsun ben sana su tutup 'Lina mis mis,Lina mis mis' diye şarkı söylüyorum sen poponu bir sağa bir sola yapıp dans ediyorsun.

Genel anlamda uyumlu bir çocuksun ama inadın,asabiyetin aynı bana çekmiş.Kendi kendine oyun kurabilmen,sakin bir çocuk olman beni çok mutlu ediyor.Daha çok kalabalık ortamlardan değilde sakin ortamlardan hoşlanıyorsun.

Havaların ısınmasını da fırsat bilerek akşamları işten gelir gelmez parka çıkıyoruz bu sebeple akşamları yaptığımız  instagram paylaşımlarımız ya kaydıraktan yada parkın herhangi bir köşesinden.



Şunu not düşmek istiyorum bu yazıya:Seninle vakit geçirmek çok güzel bebeğim,akşamları saklambaç oynamak,boyama yapmak;sabah senin boncuk gözlerinle uyanıp,mis kokulu sıcak gıdığını öpmek."Annnneemmm!!!" diyerek küçücük ellerinle yanaklarımı tutup öptüğünde eriyip bitmek.Hafta içi uyandığın anı pek göremiyorum diye hafta sonları senden önce uyansam da yatak odasında uyanışını beklemek.

"Benim için hepsi ama hepsi çok özel,bu araba korkusu da geçecek biliyorum.En kısa zamanda düzelecek her şey.Şimdi geriye dönüp baktığım şu 2,5 yılda yapmak isteyip yapamadığım birçok şey olduğunu inkar edemem.Bir annenin hayatı çocuğunu doğurduktan sonra asla eskisi gibi olmuyor.Yalnız şunu biliyorum yapmak isteyip yapamadığım hiçbir şey senin bana minik kollarınla sarılıp "Anne men seni çok seviyoyum" demenden daha mutluluk verici değil."


24 Mayıs 2013 Cuma

İşte bizim 5 yıllık hikayemiz.Nice nice 5 yıllara.....

Her şey böyle başladı işte 2,5 yıl süren bir birliktelik böyle resmileşti.Baba evinden davullarla çıkıldı Ağabeyim hep ,"Sen evden git davul zurna çaldıracağım." derdi.Rahmetli teyzeciğim dualar etti hayırla olsun her şey diye. 




Sonra böyle oturduk nikah masasına,böyle atıldı sonsuz olmasını dualarla dileğimiz beraberliğimizin imzası.24.05.2008 Saat tam 20:12 iken.


                             


                 Böyle alındı evliliğin belgesi ve sımsıkı sarıldı anne-baba,sanki göremeyecekmiş gibi.


Sonra bin bir zorluk aşıldı çoğalabilmek,aile olabilmek için ..Sevgimiz bir kez daha sınandı sağlıkla.



 Çok da çirkin bir kız girdi sonra hayatımıza..


Böyle güzelleşti sonra o çirkin kız.


Mutlu başlayan evliliğimiz hep mutlu devam etti,benim sağlık sıkıntılarım,bebeğimizin erken doğması bile hepsi ama hepsi bu güzelliğe bakınca anlamsızlaştı.


Sonra biz bir olduk onunla.Her şeyimiz onunla doldu.İlk dişini çıkardığında sarıldık birbirimize.


Onunla ayağa kalktık bizde sanki hiç ayakta değilmişiz gibi.


Ve onunla attık sanki ilk adımlarımızı.


Tezatlıklar hep onunla güzel oldu.



Ve onunla komik oldu uykular.


Onunla yaş aldık.Onunla büyüdük bizde 


Onunla döndük çocukluğumuza.


Onunla ağladık,o ağladıkça.



Ve onunla yine yeniden büyüyoruz.


Ve işte o bizi yansıtıyor her halimizle.


Şimdi o küçük bir kız biz anne-babayız

Ve şükürler olsun ki bir aileyiz.


Rabbim seni bana bağışladığı için,bana senin gibi bir insanı nasip ettiği için ne kadar şanslıyım.Kaprislerimi asabiliği mi,huysuzluğumu,aceleci olmamı alttan alabildiğin için; iyi bir eş olmakta gösterdiğin desteğin başarıyı , baba olabilmekte de gösterebildiğin için ve en önemlisi beni sevdiğin için SENİ SEVİYORUM..

Rabbim bizi ve tüm herkesi nazarlardan korusun rabbim mutluları daha mutlu etsin,mutsuzlara çare versin.

Seninle 5 yıl geçti ya aşkım,ömrüm vefa ettiği ve nefes aldığım sürece hep seninle geçsin İNŞALLAH..

16 Mayıs 2013 Perşembe

KÖTÜ ANNE MİSİN? İYİ ANNE MİSİN?






Bir önceki yazımda bahsetmiştim pedagog "Mutlu Ebeyen,Mutlu Çocuk" dedi diye.Bende bu vesile ile kendime biraz zaman ayırmaya,zihnimi tamamen boşaltmaya ve Lina'ya daha etkin bir şekilde vakit ayırmaya karar verdim ama bazı zamanlar içim rahat değil ,şimdi bir vicdan muhasebesiyle sorarım size.

Nasıl oluyor iyi annelik?

  • Çocuk, çalışan annesini evde beklerken,annesi işten çıkıp spora gidince kötü anne mi oluyor?
  • Asla kızıp bağırmayan iyi anne,disiplin gereği ses yükselten kötü anne mi?
  • Ayda bir yada iki cumartesi yarım gününü çocuğuna ayırmayıp arkadaşlarıyla olunca o anne kötü anne mi olur?
  • Her şeyini organik yediren iyide,azıcık tatsın her şeyi bilsin diyen kötü anne mi?
  • Hafta sonu eşiyle baş başa dışarı çıkan anne-baba bencil midir yani?
  • Yanına aldığı çocuğu için eşini yan odaya gönderen iyide,zamanı gelince oda ayıran kötü mü?
  • 2 yaşında tuvalet eğitimi veren iyi,3 yaşına kadar bez bağlayan kötü mü?

Geçenlerde hafta sonu eşimle baş başa dışarı çıktık.Çocuklarıyla gezen bir ailenin çocuğu yanıma geldi sevdim vs. "Benim kızıma benziyor." dedim.Gerçekten de benziyordu.Kadın "Aaa sizin kızınız mı var?Çok genç gösteriyorsunuz ben tahmin etmedim çocuğunuz olduğunu." dedi.Ben de "Evet var 2,5 yaşında." dedim."E şimdi nerede?" diye sordu kadın."Anneannesiyle." dedim."Aaaa nasıl bıraktınız biz asla çocuksuz çıkamıyoruz,özlüyoruz." dedi.Sanki ben çocuğumu özlemiyorum.

Ne bileyim çocuğuna asla kızmayan,her dakikasını onunla geçiren,asla ve asla onsuz bir an düşünemeyen anne iyi; ay biraz yalnız kalsam,kendimi dinlesem,şöyle çocuksuz dışarı çıksam diyen anne kötü müdür?

Hani bazen annelik dünyanın en mükemmel şeyi diyoruz ,asla laf söyletmiyoruz ya keza öylede ;hiç sıyrılmak gelmiyor mu bu kılıktan,arada daralmıyor musunuz,yalnız olsam kafa dinlesem dediğiniz olmuyor mu hiç?

Yani şu müthiş sabırlı anneler iyide, ben mi kötüyüm? Tabi birde bunun hep iyiyi yansıtma,kötü olanı söylememe,hep Polyanna olma kısmını oscarlık derecede becerebilen kesimi var,ona hiç girmiyorum.


Allah'tan Elif  varda "Annelik her zaman toz pembe değil " dedi de,bir nebze olsun kendimi normal,bazen bunalan ama bunun yanında çokta sevebilen biri olarak yalnız hissetmiyorum.


<a href="http://www.bloglovin.com/blog/5116519/?claim=2qqh9bhsnhu">Follow my blog with Bloglovin</a>

14 Mayıs 2013 Salı

DÜNYANIZI DEĞİŞTİRMEYE GELİYORUM...MUTLU EBEVEYN MUTLU ÇOCUK... BAL YANAĞIN YENİ YÜZÜ....

Dün Lina'nın pedagog görüşmesi vardı.Gayet güzel geçti.Bunu bir yazı dizisi olarak yazmaya karar verdim ki benim gibi sıkıntı yaşayan olursa onlara yol gösterici olsun.

Dünkü görüşmeden alıntılayacak olursam eşim benim bu aralar sosyal alemde çok yoğun olduğumu ve elimden telefonu düşürmediğimi ufak bir sitemle doktorumuza belirtti.Yanlış anlaşılmasın şikayet maksatlı değil bazen benimde bunaldığımdan ve bunu yaparak deşarj olduğumdan bahsetti.Sevgili Aytül hanımda bunun çok normal olduğunu,Lina geç yatan bir çocuk olduğu için kendimize özel hiç vaktimiz kalmadığını;bizimde bu vakitlere ihtiyacımız olduğunu,yaşayamadığımız için de çocuktan çaldığımızı söyledi.Bunun neticesinde de Lina ile etkin vakit geçirmediğimizi suratımıza bir tokat gibi çarptı.Tabi o naif ve tatlı konuşmasıyla.

Hani bazen her şeyi bilirsin ama biri,bambaşka biri söylemediği zaman dank eder ya işte o misal oldum bende.Sonra şunları söyledim:Kendime zaman ayırmak isterken korkuyorum.Spora bile gitmiyorum  sadece bu aralar Sosyal Anneler etkinliğine gittim.Lina gelmek isteseydi onuda götürecektim ve dikkat ediyorum ki spora gittiğim akşamlar belki daha az zaman geçiriyoruz ama ben daha sabırlı daha enerjik bir anne oluyorum.

İşte beklenen cevap geldi."Mutlu Ebeveyn,Mutlu Çocuk".Süreyi abartmadan spora gidin ve kendinizi boşaltın ama eve gelince elinize telefon almayın yada o uyuyunca alın.Siz mutlu ve huzurlu olacaksınız ki çocuğa bu geçsin en öncelikle bunu sağlamamız lazım.Çocuklar duyguları hissetme konusunda çok açıktırlar.Lina sizdeki değişimi hemen fark edecektir.

Bu görüşmeden sonra çok rahatladım.Hafifledim sanki.Kararlar aldım, kendim ve ailem adına.


  • Daha düzenli yaşayacağım.
  • Spora başlayacağım
  • Diyete yani sağlıklı beslenmeye geçeceğim
  • Lina ile etkin vakit geçireceğim
  • Eşimle vakit geçirmek için zaman yaratacağım

Bu kararlar kafamda konuşma balonları gibi dönerken,terapi bitip de yollara düşünce twitter'a bir bakayım dedim.Bu kadar aktif olduğuma bakmayın ben 16.Şubat.2013 tarihinden beri aktif  Twitter kullanıyorum.Birde ne göreyim uzun zamandır beklediğim blog tasarım işi sonunda gerçekleşmiş.



Gece yani biz ona öyle diyoruz çünkü sanal alemdeki rumuzu bu,harika işlere imza atıyor,güzel tasarımları var.Bunları ayrı bir blogda topluyor bakmak isterseniz tıklayın. Minik kızı Dila'ya rağmen beni ve benim gibi ona bloğunu teslim eden bir çok kişiyi kırmadı ve annelik koşturmacasına rağmen bloglarımızı güzelleştirdi.

Bu işi yaparken bayağı bir sıkıntı yaşadı,slayt uymadı her şey tamamken yüklemede anlamsız bir hata oldu, hatta bir keresinde şöyle yazmıştı."Uzun zamandır en çok uğraştığım blog tasarım işi", "Bu işte tuhaflık var üzerinizde nazar mı var?Bir kurşun döktürün" ama her şeye rağmen bence bu bloğun tasarımının tamamlanması için dünden daha güzel bir gün olmazdı.İlk mailleşmemiz 30.Ocak.2013 müş aradan bayağı bir zaman geçmiş ama benim en kendimi pozitif hissettiğim zamanda bunun gerçekleşmesi süper oldu.Bloğum arayıcılığıyla bir kez daha teşekkür etmek istiyorum.Ellerin kolların dert görmesin...Gece Design aynı zamanda bir çok maharetinin yanında lezzetli şeyler içinde blog yazıyor 


Hadi bakalım Lina düzelecek,ben daha kurallı olacağım ve bloğum güzel oldu Sosyal Anneler' imle mutluyuz hele birde sağlık sıhhat yerinde oldu mu TAMAMDIR.

Ben artık değişmeye karar verdim.BİR KADIN DEĞİŞİR DÜNYA DEĞİŞİR miş ya o zaman DÜNYANIZI DEĞİŞTİRMEYE GELİYORUM..Beni takip edin dostlar.













13 Mayıs 2013 Pazartesi

ATEŞ DÜŞTÜĞÜ YERİ YAKAR....

Yazacak çok şey var ama hiçbir şey yok..

Hayat işte bu kadar değişken,biz "Sosyal Anneler" ile Anneler Günü kutlaması yaparken bir çok can gitmiş..Etkinlik bitince  twitter'a bir bakayım dedim ve o zaman gördüm patlama haberini.Bir an buz kestim.Ölü sayısı 29 diyordu.Biz orada çay kahve eşliğinde gülüp söylerken 29 can gitmişti.Niye.? Neydi sebebi.? Ne olursa olsun değer miydi cana kıymaya? Hani amaç uğruna olursa olsun çözüm müydü ölüm?

Eve gelir gelmez haber kanallarını başına geçtim her kanalda farklı sayılar verilsede haberlerin tek ortak yanı ölü ve yaralı sayısının artmakta olduğuydu.Lina uyuduğu için rahat rahat takip edebildim, yaşan olayın görüntüleri kanımı dondurdu.Siyasilerin o kalıplaşmış açıklamaları midemi bulandırdı.Televizyonu kapamak istedim ama olanları yada olacakları merak ediyordum.Bir an kendimi koydum onların yerine teyzemin cenazesi televizyonlarda çıktığında ne kadar içimiz acıyarak,ne kadar yüreğimiz kanayarak seyretmiştik.O patlama anını o koşturmayı o telaşı vermek mi lazımdı tekrar tekrar..Orada evlatlarını analarını kaybedenler nasıl üzülecek seyrederken yayınlanmasa olmaz mıydı?

Bu sebeptendir ki anneler günü dolayısıyla bir şey yaşayacak kıvamda olamadık.Kan bulanmıştı bu güzel güne.Pazar akşamı maç olunca biraz dünyaya döndük.Bir Saraçoğlu klasiği yaşandı fener bizi her zaman ki gibi yendi biz şampiyon olduk.Hatta twitter'da da geyiğini yaptık.Bir nebze olsun kafamız dağıldı iki söyledik güldük derken,bu sabah holigan vahşeti yine kana buladı sevincimizi.

Bu politikanın basiretsizliği mi,insanların vicdansızlığı mı bilemiyorum.Siyasetten ....ist ile biten kelimelerden pek anlamam ben ama aklıma gelen tek şey varsa kürt sorunu bitsin diye Amerika'dan destek alan devlet Suriye konusunda destek verme vaadini kendi canıyla ödemiştir.

Ve yine saha içinde dövüşen ama sonra kol kola gezen futbol neferlerini güya temsil ettiğini iddia eden sözde taraftar 21 yaşında bir hayata mal olmuştur.

Bu yazım vasıtası ile maçı dışarıda seyretmek için baskı yaptığım,triplerle anneler günümün zaten kötü geçerken daha kötü geçmesini sağladığım için eşimden özür diliyorum.Evde seyretmek en mantıklısıymış.

Şimdi ne oldu kanlı bir anneler günü kanlı bir şampiyonluk yaşayıp haftaya kötü başladık ama ne olacak biz yine unutacağız,yine bir şeyler dayatılacak,yine bıçak kemiğe dayandı denilecek...Ve yine hayat devam edecek.

Biz insan oğlu çiğ süt emmişiz ya işte tek suçumuz bu yine ATEŞ DÜŞTÜĞÜ YERİ YAKACAK...





8 Mayıs 2013 Çarşamba

Anne Çocuk Blogları -4- Müge Köklü Atik "Sessizliği Bozmadan"

"Sevgili Müge ile blog dünyası sayesinde tanıştık,bloglarımızı takip eder yorum bırakırdık ta ki 9 Mart'a kadar hiç yüz yüze görüşmemiştik.Yüz yüze görüşünce blogdan yaydığı pozitif enerji beni ve herkesi sardı sarmaladı.E nede olsa o Sosyal Annelerin lokman hekimi pozitif enerji bakanı.

Müge her daim sevecendir ve her yaşadığı şeyin olumlu tarafını görmeyi iyi bilir bunda yıllarca yaptığı yoganında etkisi var şüphesiz ama o bence yaradılıştan böyle biri ve "Ateş Böceği" sayesinde daha da pozitif olmuş.O kocaman gülümsmesi ve güzel gamzeleriyle bloğumu süslüyor buyurun okuyalım Müge ve onu "Anne Çocuk Bloğu" yapan Ateş kimmiş."


Sizi biraz tanıyalım?

• Kimdir ……….?

Adım Müge Köklü Atik. 31 yıldır ailemin tek kızıyım. Kardeşim. Marmara Üniversitesi Turizm ve Otel Yönetimi  Mezunuyum. 5 yıldır uzatmalı sevgilim, can yoldaşım olan Barış Atik' in eşiyim. Bir gün Ateş' i kucağıma verdi doktorum ( Senai Aksoy) ve o saniyeler içinde hayatım değişti, beraberinde 20 aydır anneyim:) gülücük ikonu ekleme sebebi varlığım Ateş böceğim. 11 yıl hiç ara vermeden Turizm/ Kongre ve Organizasyon sektöründe çalışan biri olarak hamileliğimin son ayında işten ayrılmak zorunda kaldım. Sonra da 4 aylıkken dönerim dediğim iş hayatına geri dönemedim...1 Ateş' im, 1 bloğum, tüm evimi çevreleyen dengede tutan enerji taşlarım, vazgeçilmezim türk kahvem, kocaman yürekli anne takipçilerim var. 


• Nasıl bir annesiniz?
Anne olmadan önceki Müge' ye günler geçtikçe format attım. İçimde yeni benler yarattım. Duygusal enerjimin, Ateş' in en temel besin kaynağı olduğunu düşünerek egolarımı aldırdım. Anlayışlı, sabırlı,  her fırsatta empati kurmaya çalışan bir anneyim. 





• Çocuğunuz/çocuklarınız kaç yaşında/yaşındalar?
1 tek, biricik, kendine has, bana özel Ateş Atik, 20 aylık oldu:)

• Çocuğunuzla/çocuklarınızla nasıl vakit geçiriyorsunuz?
 Yaş itibariyle oyun oynamak en önemli şartımız, olması gereken de bu. Öğreneceği herşeyi kitaplar ve oyunlarla öğretiyorum. Birden eğitmen oldum, doktor, psikolog, ayakkabı bağlayıcı, bekçi, aşçı tüm meslekler=annelikmiş meğer. Ateşle bir kitabın içinde kendimi kaptırıyorum, bir bakmışsınız patates amcalarla dans ediyoruz, bir gün şöfor oluyorum, bir gün eşek, at, bildiğiniz tüm hayvan dostlarımızı yaşıyoruz resmen. İşin sırrı çok basit! Ateş oluyorum, onun yaşına iniyorum. İçimdeki çocuğu daima canlı tutuyorum. Kıpır kıpırım, enerjim ona yetiyor şu an, hatta bazen bana deli gözüyle bakıyor. Ağaçlara, çiçeklere dokunuyoruz, bulutları, kuşları seyrediyoruz. Farkındalık adına önemli bir adım bana göre. Yere düştüğünde genelde kaldırmam, koşup deli divane olmam. Özgüven adına; hayatta her düştüğünde onu biri kaldırmayacak kanısındayım. Ağladığında sarılırım, onu anladığımı söylerim, fazla cümle kurmam, ne oldu derim, o Ateşce bana anlatsın diye beklerim. Göz teması kurarım, doğduğunda başladım. Öyle etkisi var ki. Anlıyor ne demek istediğimi! Dolu dolu geçiyor günler Ateşle! Gözünün içi gülüyor, en büyük ödülüm, hediye gibi geldi bana.

• Blog hayatınız nasıl başladı?  

Blog hayatım aslında 2010 yılında başladı. Nicedir denemeler yazarım. İlk olarak ortaokulda basladi bu sevda, okuduğum kitaplara, not kağıtlarına, içime düşen tek kelimeyi dahi olsa yazdım...derken icim aydinlandi...en karanlik gunlerimde terapi gormus gibi hafifledigimi farkettim..İş hayatima kisa bir ara vermem, beni yeniden yazmayla buluşturdu. Bloğa devam dedim. Bir "günlük" gibi olsun ama yüzlerce kişi okusun fikri ilginç gelse de...çok sevdim...içimden geldiği gibi ama asla sessizliği bozmadan!  Birgun bana soyleselerdi cocugun olacak ve bir sure calismayacaksin diye, ciddiye bile almazdim... ve yazdikca yazmak istedim, yazdikca kendimi buldum, baskalarini ve dusunduklerini onemsemeyi biraktim, sadece kendime koyuldum. Yazdiklarim kayda deger mi degmez mi bilemem! Tek bildigim paylaşımlarımı satırlara dökerken kendimi ne kadar iyi hissetigim. Kendimi ne kadar onemseyisim!

Neden “Anne ve Çocuk” bloğu olmayı tercih ettiniz?

Denemeler yazarken, ateş doğdu doğalı, hayatım olmuş. Hani telefon ve bilgisayardaki duvar kağıdım, yediğim,  içtiğim, içime çektiğim mis kokum, nefesim olmuş. Hal böyle olunca yollar Ateş' e çıktı hep. Aşısı, ilkleri, hastalığı, sağlığı, derken bloğumu  anne-çocuk blokları içinde buldum:) 

•Blogda ağırlıklı olarak nelerden bahsediyorsunuz.
Ağırlıklı annelikle ilgili yaşadığım duyguları tüm içtenliğimle paylaşıyorum. Ateşin gelişimiyle ilgili de arada sırada bilgiler veriyorum, ileride benden oğluma büyük bir hatıra olacak! 

•Blog aleminde görüştüğünüz kişiler var mı?
Görüştüğüm çok değerli arkadaşlarım oldu hatta birden kader bizi buluşturdu diye düşünüyorum. Enerjimizin tuttuğu 5 kişi ile “Sosyal Anneler”i kurduk. 

•Sanal dostluklara inanır mısınız?
 Sanal dostlarım olmadı ama bloggerlar arasındaki dostluğa inanıyorum. Aralarından mutlaka sıkı dostluklar çıkacaktır. 

Son olarak söylemek istedikleriniz.
Bu yazilari hep Ateş böceğime itafen yaziyorum, bir gun okuyup "annem beni ne guzel veee iyiki yapmis" diyecek mi dersiniz?


Ulaşmak  isteyenler için tüm sosyal medya adresleri.

6 Mayıs 2013 Pazartesi

Çaresizlik....

    Kendim kaşındım ben,ota şeye çok taktım kafayı,Allah bir dert verdi başıma "Al sana!!Otur bununla uğraş." dedi.Yok yok vallahi kesin böyle oldu.

   Yemiyor,içmiyor diye oturup ağlayıp zırlarsan haline şükretmeyi unutursan,alırsın işte böyle başına belayı.Tabi şimdi baştan söylüyorum halimize binlerce kez şükürler olsun,beterin beteri var ama bu psikolojik şeyleri aşmak ne kadar zormuş.

Bu yazılarımı okuyanlar ister ay ne sıkıntılı kadın desin,ister her şeyi ne çok takıyor desin.Yani ne derseniz deyin ama şu an hissettiklerim bunlar.Yazmayayım dedim,okuyan kimsenin canını sıkmayayım dedim ama içimden  geleni yazamayacaksam neden var ki bu blog.

Bir önceki yazımda bahsettiğim gibi kızım bir korku içinde debelenip gidiyor.


  • Uzmanların önerdiği gibi onu kendi haline bıraktık
           Bıraktık bırakmasına ama değişiklik olmadığı gibi sanki tepkileri korkuları daha da arttı.
  • Resimler çizdirdik,olayı başka olaylarla harmanlayarak konuyu araba mevzusuna getirdik.
           Resim olayı ne zaman ki araba konusuna geldi,hemen konuyu kapayıp hiçbir şey olmamış gibi davrandı ve başka şeyler çizmek istedi.


  • Oyun oynadık,biz arabaya binmek istemeyen çocuk olduk,o annemiz oldu.
          Ben çocuk olunca bana arabalardan korkulmaz diye kızdı ve "Ben seni arabaya bindiririm anneciğim gel  tut elimi." dedi elimi tuttu ama ne zaman kapıya geldik "Anne ben avabaya binmicem." dedi.
  • Konuştuk,onu anladığımızı,,korkularının olabileceğini bunun olabilecek bir şey olduğunu  dilimiz döndüğünce ifade ettik ama......

  Olmuyor,insan bir yerde tıkanıyor,istiyor ki bir an önce geçsin bitsin her şey.Hele ki söz konusu çocuk olunca daha bir zor.Sevgili Banu geçen gece 23:45'te twitter'dan yazmıştı konuşalım diye sanırla bana tavsiyelerini anlattı,bir doktor önerdi.İlk defa o gece sakince uyuyabildim.Çok teşekkürler bir kez daha.Bugün babası sevgili arkadaşım Banu'nun tavsiyesi ile görüştüğümüz doktor Atiye Koç'a durumu anlatırken ben gözyaşlarıma hakim olamadım.Sanki benim sağlıklı,mutlu,pozitif,oyunlar oynayan sakin kızım bir tuhaf olmuş ve asla düzelemeyecekmiş gibi geldi.

  Yapı itibariyle pek sabırlı değilimdir,bir şeyler hemen olsun isterim,mükemmeliyetçiliğimden kaynaklanan bir şeyde vardır ki hiç bir şey sürüncemede kalsın istemem.Her şey tıkır tıkır olsun rayında gitsin isterim.Maalesef ki bu bir grip değil,yada basit bir soğuk algınlığı,öyle sabır olmadan bas ilacı geçsin bir iş hiç değil.Bayağı bayağı sabır gerekiyor bunun için,bunun yanında anlayış ve özveride gerekiyor.Tıpkı bir diğer arkadaşım Tüten'in yönlendirdiği Nilüfer Hanım'ın da dediği gibi.Sağolsun sevgili Tüten'de  ben daha bir kere sorduğumda bir sür şey yazdı konu ile ilgilendi ve beni yönlendirdi.Ona da kocaman teşekkürler.

  Atiye Koç ve Nilüfer Devecigil bizi telefonda çok güzel dinlediler,yapmamız gerekenleri anlattılar ve ortak kanı şu oldu evet siz evde bazı şeyleri yapabilirsiniz ama bu çocuğun bir uzman tarafından incelenmesi lazım;siz evde ne kadar doğru şeyler uygulasanız da çocuğun bu durumda ki tepkilerini yorumalayamayacağınız için ilerleme kaydetmek çok güç.

Atiye Hanım evimize yürüme mesafesinde gideceğimiz bir uzman tavsiye edemedi o civarda tanıdığı bir uzman yokmuş ,Nilüfer Hanım ise bir uzman önerdi bu akşam ona gideceğiz.Umarım derdimize derman olur.

  Aman bunda ne var kendi haline bırak geçer diyebilirsiniz ama inanın kaç gündür düşünmekten uyuyamıyorum.Dün kuzenimin oğlu evlendi güya Lina ile takım giyinecektik o gelemedi diye içimden giyinmek bile gelmedi bir yanım hep eksikti.Takımım şampiyon oldu diye tesislere kutlamaya gittik ama orada bile çocuğuyla gelenleri,arabada bayrak sallayan çocukları görünce hüngür hüngür ağladım.Çocuk arabada kendini cenin şekline sokup,ellerimizle yüzünü kapayıp, 40 dakikalık yola bile gitsek aynı şiddetle ağladığında,insan kendini çok çaresiz hissediyor.Erken doğum,alerji,ameliyat vs vs çok şey yaşadık ama ben -kendi hastalığımda dahil- ilk defa kendimi bu kadar çaresiz hissediyorum.Çünkü çocuğum iletişime kapalı ve hiçbir şekilde bu konuda onun duvarlarını yıkamıyorum.

Ayrıca ya benim yada babasının yanlış yaptığı bir şeyden böyle olduysa aman ilgisiz mi bıraktık,biz mi bir şey yaptık diye düşünmek bunu düşünerek kendini yemek en kötüsü.

Annelik zor vesselam...Rahat insan olmak lazım ama huy işte....Olamıyorum.....


   

Pedagog günlüğü -1-



    Öyle böyle derken pedagogun yolunu tuttuk.Lina kapıdan girer girmez sedyeyi gördü ve ağlama başladı.Aynı arabaya bindiği zamanki gibi çığlık kıyamet bir ağlama.Aytül hanım iletişim kurmaya çalıştı,oyuncaklar gösterdi,kendisinin doktor olmadığını burada ilaç,iğne,steteskop olmadığını sadece konuşacağımızı söyledi ama nafile. Lina ağlıyor,arada duruluyor,onu kucağımıza almak istediğimizde yada bir oyuncak uzattığımızda reddediyor ağlaması daha da yükseliyordu.Ağlarken güneş gözlüğünü takıyor ve çıkarma konusunda direnç gösteriyordu.

   Aytül hanım önce isimlerimizi aldı ve konuşmaya başladı:"Lina buraya geleceği konusunda bilgilendirildi mi?" Bilgilendirmemiştik;biliyorduk ki bilse yolda kıyamet kopacak ve asla gelmek istemeyecekti.Kendimizce doğru yaptığımızı sanmıştık ama bu kocaman bir yanlıştı."Onu buraya gelmeden önce bir yere gideceğiz orada konuşacağız,oyunlar oynayacağız vs gibi bilgilendirmeniz gerekirdi."dedi Aytül hanım.Sonra şöyle devam etti: "İçeri ilk girdiğinizde sedyeyi gördü ve korktu ama şu an benim açıklamalarımdan sonra etrafı inceliyor,buda onun artık korkmadığını ,tamamen sakinleşemediği için ağladığını gösteriyor.Sizden ricam şimdi sandalyelerimizi birbirine yaklaştırıyoruz ve konuşmaya başlıyoruz,arada sarılmak istediği zaman alın sarılın,konuşmak istediği zaman konuşun ama siz ona laf atmayın." (Bu arada Lina baston pusetinde oturuyor ve inmek istemiyor hatta kalkıp ters dönüp yüzünü saklıyor)

Pedagog sonrası birazcık eğlence

   İşte en zor kısım buydu çocuğun deliler gibi ağlarken hiçbir şey yokmuş gibi davranmak. Lina babasına yakın olduğu için ara ara yalvaran ve yaş dolu gözlerle koluna sarılıyor  ve "Gidelim! diyordu.Biz o yokmuş gibi konuşmaya devam ettikçe ağlaması biraz yükseldi ve sonra babasının kucağına gelmek istedi bundan bir kaç dakika sonra sustu.Artık oyuncaklarla ilgileniyor ve ağlamıyordu.

  Normalde Aytül hanım eğer Lina sakin kalabilseydi onunla konuşacak ,resimler yaptıracak tepkilerini gözlemleyecekti.Maalesef Lina kendini regüle etmeyi çok uzun bir zaman sonra başarınca bunlar mümkün olmadı.Biz bu sırada hayatımızI anlattık,taaa hamilelik ve doğum sürecinden başlayıp bu zamana gelecek şekilde.

  Aytül hanım not alıyor biz sürekli anlatıyorduk.Aytül hanım şuna dikkat çekti "Çocuk arabada korkunca sizin onun gözlerini kapamanızı istemiş,buraya girdi ve ağlamasını durduramayınca güneş gözlüğünü taktı.Bu durum bana onun zihninde bir görüntü olduğunu ve onu görmek istemediği için gözlerini kapadığını düşündürüyor.Bu yaşadığı bir olay,bir rüya veya televizyonda yada dergi kitap vs gibi bir şeyde gördüğü bir görüntü olabilir.Çocuklar bu dönemde rüya ile gerçeği tam olarak ayırt edemezler.Yaşadığı her neyse onun zihnine yerleşmiş ve stresli zamanlarında gözünün önüne geliyor.

Ben hayali arkadaşlardan bahsettiğimde de tıpkı eşimle ikimizin araştırmalarında da edindiğimiz bilgi doğru çıktı.Hayali arkadaş sağlıklı bir çocuğun kişisel gelişiminde mutlaka olur-olmasa çocuk sağlıksız anlamına gelmez-eğer bir korku sonrası çıkmışsa bu çocuğun kendini ifade edilmesi için bir şanstır,çocuk bastırdığı duygularını bu şekilde açığa vurur.Bunu takip etmek ve iyi not almak gerekir.

   Bu zamana kadar oyun,resim vs doğru adımlar olmuş bunlara daha fazla gözlem yaparak devam edelim.Ona konu ile ilgili fakat çokta dillendirmeden resim yaptırmaya çalışalım.Bir sonraki gelişinizde (13.05.2013) gelmeden bilgi verin ve konuşacağımızı,oyunlar oynayacağımızı söyleyin. Lina'nın bu zamana kadar yaşadığı kaygıları (alerji,ameliyat,tırnağının çıkması,kulağı delinince yaşadığı korku,şiddetli kabızlık sonrası makat yırtılması ve lavman vs vs) çok sakin ve olgunlukla karşılamasının bir birikimi bu korku ile dışa çıkıyor olabilir.Bunların hepsini daha yakından gözlemleyerek öğreneceğiz dedi.



Bize düşen görevler ise;


  • Zaten iki yaş sendromu içine düşmüş olan çocuğumuzu daha fazla anlamak,ona daha fazla sabır göstermek ve daha fazla zaman ayırmak.
  • Resimlerle ve hayali arkadaşlar yardımıyla konuyu kendi açtığında sorular sormak çizmesi için çok irdelemeden yönlendirmek.
  • Arabaya binmesi konusunda asla ısrar etmemek ve teklif ondan gelse de tam hazır olmadan denememek.
  • Ona maksimum seviyede huzurlu bir ortam sağlamak televizyon dergi vs gibi şeylerden özellikle de şiddet içeren olgulardan uzak tutmak.


Şimdilik vaziyet bu.Ben hala küçücük çocuğum terapilik oldu diye üzülüyorum.Ona bakınca sanki ciddi bir hastalığı varmışta yada olanlara biz sebep olmuşuz gibi bir üzülme bir vicdan azabı kaplıyor içimi.

Kızıma Not:Miniğim tıpkı içime konduğun 03.04.2010 tarihindeki gibi güçlü olacak,bunu da aşacaksın/ğız.Sevgi dolu yüreğimiz seni sarıp sarmalayacak ve sen korkularını yeneceksin.İnşallah bu satırlar ileride sen okuduğunda ailem beni ne kadar önemsemiş diyebileceğin ve size neler yaşatmışım diye düşünüp gülümseyeceğin satıralara dönüşür..

SENİ HER ŞEYDEN ÇOK SEVEN ANNEN....






TOP-LEFT ADS

Huuu Huuuu

BAL YANAK