28 Ağustos 2013 Çarşamba

Bir şey öldürdüm ben !!!

Hiç unutmam Gürpınar'da rahmetli teyzemin yazlığındayız sabah erkenden kalmışız herkes kahvaltı hazırlama telaşesinde..Ben de bahçedeki biberlerden toplamak için bahçeye çıkıyorum kuzenim Melek "Ben toplayacağım,sen toplamayacaksın! diye atılıyor.Bir yarış içinde bahçeye koşarken can havli ile terliğimi giyiyorum ama o da ne!!! Şatırrttt diye bir ses..Neyi ezdim diye ayağımı terlikten çıkarıyorum ve daha tam ölememiş,ayakları hafif kıpırdayan bir hamam böceği  ayağıma yapışmış...O an çıldırıyorum ve bu ömür boyu yaşamıma sirayet eden bir korku olarak hayatıma yerleşiyor.Ve bu yaşanırken daha 5-5,5 yaşındayım (Bunları yazarken elim uyuşuyor,ağzım kuruyor ve kalp atışlarım deli gibi hızlanıyor resmen taşikardim var şu an)

Yıllarca bu korkumla baş etmeye çalıştım,hatta çok sürüngen belgeseli seyrettiğim bir ara sürüngen hayvanlara içim ısınsın diye Crocodile Hunter seyretmişliğim bile var ama yok baş edemediğim bir duygu bu.Hamam böceği,timsah,yılan off fena

Karşıma çıktıklarında "Aman Öldür gitsin, ne olacak,o senden korksun!" diyenler falan oluyor.Ben öldüremiyorum da,hamam böceği en tiksindiğim böcek türü onu görünce bile çığlıklarla kaçarım,yanımda çocuk olsun olmasın fark etmez deli gibi bağırırım, tansiyonum çıkar ve 1-2 saat kaşınırım.Pencereden atıldığını görmeden yada o ortamda olmadığına ikna olmadan da asla o ortama bir daha girmem.

Başıma ne gelse beğenirsiniz.İşte hep kafayı takmayacaksın derler ama maalesef ben bu eve taşındığımızdan beri boyu bizim kata kadar ulaşan asma için çok dertlendim.Ya buna tırmanıp eve hırsız girerse,ya bir sürüngen bunun sayesinde pencereden girerse vs.  diye.Al işte o kadar dersen olur.

Ahhh yaşadığım olayın şoku hala üzerimde...

Akşam işten eve geliyorum,annem Lina'yı teslim ediyor.Bende onu parka çıkarayım diyorum.Çok seviyor akşam üzeri parka gitmeyi,eve yakın olduğu için de istediğimiz saat rahatlıkla gidebiliyoruz.Neyse Lina yanımda üstümüzü giyindik,pencereleri kapatıp evden dışarı çıkacağız.Tam yatak odasına penceresine geldim tülü çektim ki,o da ne,pencerenin iç pervazında bir kertenkele....Çok hızlı bir hayvan,ısırabiliyor ve benim çığlık atmamam lazım -aklıma ilk gelenler bunlar- Lina yanımda ve bayılacak gibi oluyorum.

Önce gözlerim kararıyor,sonra tansiyonum yükseliyor,kulaklarımın arkasından bir sıcaklık geliyor,evde kimse yok,bayılmamam lazım;yatağın başında duran eşimin tişörtünü alıyorum elime,nasıl bir salak cesaret geliyorsa hayvanın üzerine bastırıyorum.Hissediyorum o an elimin içinde ama kalbim hızla atıyor gözümden yaşlar iniyor.Kesin panik atak oldum kesin diye içimden geçerken Lina "Anne neden ağlıyorsun!" diye seslenince kendimi toparlıyorum.

Bizim yatak başı pencere pervazından yüksek cam tam açılmıyor.Kertenkeleyi sıkıştırdığım anda cama doğru döneyim diyorum o sırada Lina yatağa çıkıyor "Anne ne var orada,neden ağlıyorsun!" diyor tabi o sırada camı eli ile bastırıp kapatmış ve benim pervazda kertenkeleye bastırdığım tişörte doğru elimi tutuyor ve açmaya çalışıyor."Kızım çekil! Aç şu camı ne olur!" dedikçe "Ya bakıcamm yaaa anne ne var orada yaaa!" diye inat edip cama bastırıyor,iki elim tişörtün üstünde kızım çekil diyorum ama yok çıldırmak üzereyim.

Bayılacağım,kesin bayılma geliyor bana derken dizlerim yatağın üzerinde zıplar gibi titremeye başlıyor.Tuttum bir kere kertenkeleyi bıraksam kaçacak ,tişörtü elimle iyice sıkıyorum zavallı hayvan hala orada hissediyorum, çırpınıyor, nasıl yaparım bunu ben "Allah belamı versin benim ! Ahh Merve b.. mu vardı tuttun keşke alıp çocuğu evden çıksaydın!" diyorum ama yapacak bir şey yok,olan oldu bir kere.Son bir hamle alıyorum tişörtle birlikte ve deli gibi banyoya koşuyorum lavaboya atsam kaçabilir diye tuvalete olduğu gibi atıyorum ve sifonu çekiyorum.

 1'de yatayım dedim yok içim içimi kemirdi.Hayvanları bende aşırı seviyorum asla incitmem,bunu nasıl yaptım diye hatta yapabildim diye şoktayım.Mutfağı karıncalar sarar ben A4 kağıda toplar bahçeye atarım o derece.Bir canlı elimin içinde çırpınırken,ben onu bilerek,bizzat kendi öz irademle öldürdüm.Şunu yazarken kollarımın resmini çeksem, resmen tüylerim diken diken...Hem nasıl dokunabildiğimin şokundayım hem de neden öldürdüğümün,nasıl öldürdüğümün.

Şimdi anlayamadığım bir şey var insan insanı nasıl öldürür ya nasıl ve  nasıl hayatına devam eder..Yazıp çizip sakinleşmeye çalışıyorum ama aklımdan çıkmıyor...Devamlı elimde gibi sakinleşemiyorum...


Not:Sonradan öğrendim ki kertenkele insan ona zarar vermediği sürece ısırmazmış ve zehirli olan ırk ülkemizde yokmuş..İçine tüküreyim ben...Offf...











27 Ağustos 2013 Salı

Korku artık sen kork bizden!




Bir önceki yazımda bahsetmiştim zor günler yaşadık ama yaşanan zorluklar bana şunu öğretti ki her şey insanın elinde.Yaşanan olumsuz şeyleri lehine çevirmek istemezsen büyüyor büyüyor ve üzerine çullanıp seni altından kalkamaz hale getiriyor.


Ailelerimiz iyi ki var..

Tam böyle her şey üst üste geldi,delirecektik,ailelerimize koştuk demiştim ya..Bayramda yaptığımız  ziyarette eşimin ailesine her şeyi anlattık.Büyük görümcem her zaman bir abla gibidir bir şey olsa ilk onu ararım.Maaşallah Allah bozmasın diğer görümcelerim de öyledir.Velhasıl biz odur budur gözyaşları içinde anlatınca onlarda gözyaşlarına boğulunca,Dilek ablam acil önlem planı alıyor."Şimdi siz İstanbul'a döner dönmez biz toparlanıyoruz ve İstanbul'a geliyoruz.Hem siz biraz nefes alın,hem annen dinlensin, hem de Lina kuzenleri ile oynasın" diyor.Hemen ertesi akşam geliyorlar,Lina çok mutlu ,keyfine diyecek yok.Maaile gelen destek timi çocuğu kendine getiriyor.Bu süreçte ısrar yok,inatlaşma yok.Relax mode...

Neyse onlar gidiyor kısa bir zaman sonra diğer görümcem geliyor Lina yine kuzenleri ile mutlu-mesut vakit geçiriyor.Rutinin olmayan hali iyice bozuldu ama koy gitsin.Çocuk mutlu biz mutlu.


Başka gözle bakanlar bizi silkeledi.

Bu dönemde bende her şeyden elimi eteğimi çekiyorum ful enerji Lina ile ilgileniyoruz.Sonrasında biri çocuk gelişimi mezunu olan görümcelerim şunları söylüyor:

Annen ne kadar anlaşamasanız da çocuğa sizden daha iyi bakıyor.Tabi bunda sizin yıpranan sinirlerinizin payı büyük.Öncelikle araba mevzusunu rafa kaldırıyoruz.Çocuğa araba konusunda bir kelime dahi edilmeyecek.Kendi konuyu açtığı zaman "Hımmm tamam,hımmm öyle mi..." gibi konu kapatılacak.Bu zamana kadar denemediğimiz bir bu kaldı,bunu da deneyelim. Çocukla inatlaşmadan,hayatı tehlike olmadığı sürece her şeyini özgür bırakacak şekilde yaklaşın.Beze mi yapmak istiyor yapsın.Lazımlığa mı yapacak yapsın.Yemeyecek mi,yemesin! Uyumayacak mı.uyumasın! E dedim ipin ucu kaçarsa nasıl düzene girecek?Bu ipin kontrolünü ele almak için sıkmaktan olmadı mı bunlar,bırak kaçsın nereye kaçacaksa,herkes azıcık soluk alsın dedi..

Bizde aynen uygulamaya başlıyoruz.




Oluruna bıraktık.

Bu sefer beni bir sonraki yazımın konusu olacak düşünceler aldı.Nerelerde çok rahatsam Lina başarılı,nerelerde çok kontrolcüysem Lina başarısız oluyordu.

Bizde bu direktifler doğrultusunda kararlar aldık.Öncelikle pedagoga ara verecektik.Ablalarımızın dediği gibi araba mevzusunu açmayacaktık ve Lina'yı kendi haline bırakacaktık.



Tuvalet eğitimi mi? Gıcık olduğumu söylemiş miydim eğitim lafına..

Lina kendi isteğiyle daha küçücükken tuvalete yapardı kakasını-çişini ama söyleyemezdi ben geldiği anlardım.Şimdilerde ısrarla denemeye çalıştığım tuvalet eğitimi işi 3000 kez çuvallamama sebep oldu ve ben işi oluruna bıraktım.Gündüzleri ve gündüz uykusunda bezsiz geceleri ve kakası geldiğinde bezli olmak suretiyle yola devam ediyoruz.Çocuğa bir kere bezi bıraktırdım ama asla bağlamamalıyım diye işkence ettiğim dönemler beynim neredeymiş acaba? Sanki ömür boyu beze yapacak ahh bu mahalle baskısı yok mu kendimi bu konuda aşırı suçlu hissediyorum.Şimdilik halimizden memnunuz..



Her dakikamızı birlikte geçirdik

Sabahları kalkıyoruz ohh birlikte mutfağa giriyoruz,sofrayı kurmaktan yumurta çırpmaya kadar her işin içine Lina'yı da dahil ediyorum.Öyle mutlu ve huzurlu ki mesuliyet almaya bayılıyor.Arada yumurta yere düşüyor kırılıyor halı yumurta akı oluyor ama bende tık yok.Dedim ya relax mode sinirlerimi aldırdım.Bu rahatlık ona geçince oda çok mutlu oluyor.Yumurtayı yere düşürünce önce bir duruyor bana bakıyor kızmadığımı ama dikkatli olması gerektiğini söylüyorum ve rahatlıyor.Sofraya çatalları düzgün koyduğunu,peçeteleri yerleştirdiğini görünce gözlerim doluyor,içim eriyor...E tabi sonra hep birlikte sofrayı topluyoruz.

Arkadaşlarımızdan da destek aldık.

Bu dönemde bol bol çocukluk arkadaşım Merve ile görüştük yaşıt kızlarımız birlikte bol bol vakit geçirdi.İnsanın yaşıtı ile vakit geçirmesi çok rahatlatıcı bir şey.Lina evde çok sıkıldığı için arkadaşıyla bol bol vakit geçirsin diye akşamları Bakırköy Botanik Parkı'na gittik yada Merve'ler bize geldiler bu sayede Lina'nın da kafası dağıldı bizimde.Aynı zamanda yaşıtları ile daha fazla vakit geçirsin mutlu olsun diye okul arayışlarımız başladı sağolsun yine hızır acil Tüten imdadıma yetişti.Olacak gibi okul işleri bakalım.




Çabalayınca oluyor.

Akşam yemeğindes sonra mutfak olduğu gibi kalıyor,isterse şey götürsün umurumda değil ful Lina ile ilgileniyorum.Saklambaç,zıplama,kovalamaca,gülmece vs aklınıza ne gelirse ama bunu yaparken asla ve asla yapmak zorunda olduğum için değil onunla eğlenmeye çalışarak yapıyorum.Çünkü çocuk anne ve babanın onlarla ne zaman gerçekten olayın içine girerek oynadığını anlıyor.Üstün körü yapılan aktivitelerden sonra çocuk mutsuz oluyor.Şimdilerde hepimizde paylaşma çılgınlığı.Çocukla bir aktivite yapacağız "Ay aman üzeri şöyle olsun,ay şu halini çekeyim,ay arkadan yerdeki çoraplar gözüküyor." derken aktivite eğlenceden çok azap oluyor.Bu yüzden çocuk saygı görmek ve onunla gerçekten eğlenen biriyle oynamak istiyor.Bende çocuğumla tüm sosyal medyadan uzak deliler gibi oyun oynuyorum ve eğleniyorum da.İnsanın çocuğu gülerken mutsuz olması mümkün mü.Sağlık olsun gerisi boş,hem beden hem ruh sağlığı.


Yemek olayının kendi haline bıraktık.

Lina aşırı iştahsız bir çocuktu pedagogumuz bu konuyu fazlaca esnek bırakın üzerine gitmeyin dedi ama öyle yemeği verip 30 dk sonra peşinde gezmekten bahsetmiyorum.Yemiyorsa gerçekten kaldırmaktan ve bir sonraki öğünü beklemekten.Bunu da yaptık şimdi yemek yemiyor mu,meyve yiyor,yada yoğurt hiç olmazsa ayran içiyor.Ne var yani ? Ha ayran ha yayla çorbası ohh miss diyorum,geçiyorum.Çocuk mutlu ben mutlu...

Biz kendimizi rahat bıraktıkça bunun yanında Lina'yı da rahat bıraktıkça çocuğun kaybolan öz güveni yerine geldi.Hatta geçenlerde ona bakkal amcasının söylediği "Sen hiç yemeklerini yemiyor musun,çok zayıfsın,yemeğini yemeyen kızlar çirkin olur!" dayatmasına karşı gösterdiğim başarının ta kendisidir bu aşağıdaki video.Yemediği zaman bebeğine çirkin olursun diyordu şimdi "Yemeyeceğim yok!Yemek istiyorsan yemek zamanında ye!" diyor..Baktı bebeği yemeğini yemiyor "Acıkınca söyle olur mu Aliş!" diyor.Önceden bir ton acayip şey söylüyordu.Tabi bu arada video da yemezsek kakamızı yapamayız lafı aşırı iştahsız dönemlerinde yaşadığı kabız ve makat çatlama döneminden kalma travmalar zamanla onlarda silinecek.Ayrıca bu aralar anneanne elinde köstebekgiller saçmalığı seyrettiği de böylece ortaya çıktı çünkü annem Digitürk'de ki Disney junior'da olan ve Lina'nın seyretmesine izin verdiğimiz kanaları açtığında Türkçe dublaj yapmayı bir türlü beceremiyor.Alem kadın :)





Off ya komşu teyze!

Bunun yanında Lina gürültülü bir kaç aletin çalıştığı tadilat işlerine maruz kaldığı için -komşudaki- sesler onu çok rahatsız ediyor seslerden,çok rahatsız olduğu için hayatımızda zindan oluyor/oluyordu.Oluyordu diyorum,çünkü ben buna kendi adıma bir çözüm buldum.Komşumuz bir şeyi çekiyor diyelim Lina hemen bacağıma yapışıyor ağlıyor yada yine bir önceki yazıda bahsettiğim gibi çocuk apartmandaki şeyden öyle bir korkuyor ki yarı çıplak sokağa atıyoruz kendimizi.Şimdi ne yapıyoruz,komşumuzdan bir gürültü geliyor dimi,Lina tam bacağıma yapışıp çığlık atıp ağlamaklı olunca "Aaaaaa bu ne yahu!! Bu saatte böyle gürültü olur mu? Lina komşu teyze hiç dikkat etmiyor canım..Neden böyle yapıyor.Bak ben sana çok gürültü oldu anneciğim ses yapmayalım dediğimde işte başkalarına böyle ses gidiyor,gördün mü?" diyorum.Hemen dikkati başka yöne kayıyor konu değişiyor vs ve artık gürültüler onu daha az rahatsız eder hale geliyor.Gürültü konusunda onu terbiye etmek ve alıştırmak için bol bol müzik dinlediğimiz,yüksek sesle bağırarak şarkı söylediğimiz ve şarjlı matkap kullandığımız zamanlarda olmadı değil.


Bir hayali arkadaşlarımız eksikti dedik ama iyi ki varmış..Sen misin uyku terörü uykumuzu bölen, yeneceğiz seni!

Tam bu dönemlerde bir de hayali arkadaşlarımız çıktı daha öncede çıkmıştı ama önemsememiştim,işte o noktada tamam dedim,çocuk kafayı yiyor.Peki onda ne yaptık?Pedagog önerisi şuydu; hayali arkadaşlar normaldir ve oyuna çok fazla dahil olmadan katılın konuyu siz açmayın açtığında dahil olun yeter.Aslında çok güzel bir zamanda çıkmışlar hayali arkadaşlar,onların sayesinde onun ağzından korkuları ile ilgili laf alabilirsiniz.Bunu lehinize çevirmek sizin elinizde...Şimdi biz araç fobisi mevzusuna girmeme kararı aldığımız için kesinlikle o konuyu açmadık ama geceleri yaşadığı uyku teröründe çok işe yaradı.Gece yataktan ağlayarak fırlayan ve saatlerce ağlayan çaresiz çocuklar insanı çok yıpratıyor..Bu noktada aklıma Aletha Solter in kitabında okuduklarım geldi.Önceleri dayanamayıp sarılıyordum ama o daha çok hiddetleniyordu.Sonra ona ağlaması ve içini boşaltması için fırsat verdim ama onu o halde bırakmak ve ağlamasını seyretmek insanın içini parçalıyor.Sonunda şunu yapmak en doğrusu: Ağlamasını bekle,arada "Sarılmak ister misin,seni almamı ister misin?" diye sor istemiyorsa üsteleme ve sakın bağırma,azarlama!Bende aynen böyle yaptım ama beni görünce cin çarpıyormuş gibi hiddetlenip ağlayınca uzaklaştım,sakinleşti ve kendi kendine uyudu.Bunu aralıklarla 3 gece yaşadık,3. de biz ses etmedik o direk ağladı ve kucağıma gelmek istedi,sonra da sızdı.Sabah olduğunda "Aaaa anne ayı ile aslan gelmiş!" dedi.-Ayı ile aslan hayali arkadaşları-.."Aaa öyle mi?Dün gece senin ağladığını görmüşler çok üzülmüşler aynı zamanda da çok merak etmişler neden ağladığını? dedim.Çocuk çok şaşırdı "Ben dün gece ağladım mı anne ?" dedi.Konuyu geçiştirmiyor basbayağı şokta,öyle bir şey yaşadığını zerre kadar hatırlamıyor.

Pedagog Aytül hanım kesinlikle uyku terörü dedi.İlk başlarda altında başka sebep mi var dedik,korkuları böyle mi dışa vuruyor dedik,korktuk.Tabi ki onunla da bağlantılı ama en azından ağır nevroz içeren bazı vakalarda olanlar gibi değil çünkü 2,5 saat soluksuz ağladığı oldu ne yapacağımızı şaşırdık.

"En önemli püf nokta çocuğa sor istemiyorsa yapma ve -zor ama- sabırla sakinleşmesini bekle.Kendine zarar vermediği sürece müdahale etme!"


Genel olarak özetlersek

Yani demem o ki..İşin özü şu biraz zaman biraz sabır. Onlar yazar Harvey Karp'ın dediği gibi küçük mağara adamları biz onların ilkel dünyasına inmeli ve onları anlamaya çalışmalıyız.Mahallenin en mutlu yumurcağı kitabı bu arada bana çok yardımcı oldu değinmeden geçemeyeceğim.


Kendinizi suçlamaktan vazgeçin

Önceleri bunun bizim hatamız olduğunu düşündük,kendimizi suçladık.İşte annemle kavgalarımız ,bazı işler için çocuğumu ihmal etmem vs derken neden böyle oldu diye kendimizi yedik durduk ama sonra şunu anladık ki bunun ne Lina'ya nede bize faydası yok.Ek olarak:Az önce twitter'da konuştuğumuz ve çocukları benzer şekilde korku yaşan annelerden birine sevgili Tüten toparlayabildiğim kadarı ile cümleleri tam böyle değildi ama şunu söyledi:Yapamadıklarına bakıp kendini suçlama, yaptıklarına bakıp, yapmak istediklerin için güç topla.Ne güzel demiş değil mi...


Eşinizin desteği çok önemli

Bu zorlu süreçte sürekli yanımda olan,delirdiğim çılgınlar gibi ağladığım ve Lina'ya istemeden de olsa kızdığım her anda hemen halimi anlayıp onu yanımdan alan,bakmaya çalışan,uyutan,kriz noktalarında yanımda olan.Her aşamada  "Bir anne gibi hissetmeyebilirim ama seni anlamaya çalışıyorum,ben bile bu kadar üzülüyorsam senin halin nasıldır kim bilir. " diyebilen.Beni her düştüğümde yükselten eşime minnettarım...İnsanın babası olacaksa senin gibi olmalı...

Herşey bir anda olmuyor 

Her şeyin bir anda olmasını beklemeyin.Bende ilk zamanlar delirecek gibi olup intiharın eşiğine gelmiştim bu deneyimlediklerimi elde etmem zaman aldı,dile kolay bugün tam 4 ay oldu...Biraz biraz düzeliyoruz...Daha hala arabaya binmiyor ve kat etmemiz gereken çok yol var...



Aslında yapılması gereken çok basit.

  • Korkuları asla hafife almayın.
  • Dünyanız başınıza yıkılmış gibi gelir ama değil,her derdin bir devası var.
  • Sadece sizin başınıza gelmiyor.
  • Her şeyi onun seviyesinden düşünün.
  • Olabilecek her türlü kişiden -akraba,eş,dost- destek alın.
  • Asla bağırmayın
  • Asla şiddet uygulamayın
  • "Sen ne akılsız çocuksun bundan korkulur mu?" gibi şeyler demeyin.
  • Uzman desteği alın.
  • Sabırlı olun
  • Geçeceğini bilerek kendinizi sakinleştirin
  • Umutsuzluğa kapılmayın.
  • Eşinizle ortak hareket edin
  • Ve onu her zamankinden daha çok sevdiğinizi hissettirin
  • Kendinize çocuk uyuduğu zaman rahatlatıcı şeyler bulun bu ister ibadet,ister yoga,ne isterseniz o olsun.
  • Hayat bir şekilde devam ediyor,bunu hep hatırlayın.

Unutmayın hafife alınan korkular yükselir ve büyür...Her şey ama her şeyin bir sonu var.Çocuğunuz devamlı korkularla yaşamayacak.Ve şunu bilin uzman desteği almak çok önemli ve gerekli,bazı zaman oluyor ki "Ya acaba bunu yaptık böyle mi oldu,bak şöyle yapsak daha mı iyiydi?" diye aşırı derecede sorgulamanıza sebep oluyorsa ve siz zaten olayın özünü kapmışsanız biraz oluruna bırakın...ve bol bol gülün..



Gülmek için sebep bulmanıza gerek yok saçma sapan oyunlar icat edebilirsiniz,bizim gibi :))))

Çocuklarımıza bir şey olmasın tüm dünyadaki çocuklar hep mutlu olsun hem maddi açıdan hemde ruhsal açıdan..Hepsi hep sağlıklı olsun...Hiç kıyamam...




23 Ağustos 2013 Cuma

Son zamanlarda biz....

Başlarken şunu belirtmek istedim,bu yazı önceden yazılmıştı yaşadığımız ülke şartlarında öyle vicdanım sızlıyor ki kendi derdimi dert diye yazmaktan utanıyorum..Tüm dünya olarak huzur ve esenlik dolu bir zamana kavuşuruz inşallah çünkü;
Ölümden öte köy yok..Tek ona çare yok...Tüm çocuklar huzurlu olsun ve pek tabi ki kimse ölmesin,koca adamlarda ölmesin,çünkü onlar da -yaşları ne olursa olsun- bir ananın evladı..


Öncelikle arayan,soran,mesaj atan,whats dan yazan,mail atan kısacası merak eden tüm herkese sonsuz teşekkürler.

Bahtsız Bedevi karşınızda..


Lina'nın araç fobisini bilmeyen kalmadı.Malum 27.Nisan.2013 tarihinden beri bununla boğuşuyoruz.Bunun üzerine iki yaş sendromu onun yanına da tükenmiş anne krizleri eklenince değmeyin keyfimize.Bu aralar uzak kalışımız bu keyifli (!) zamanlarımız sebebi ile,aman yanlış anlaşılmasın tatile falan gittiğimizi sanan olmuş...Zinhar !!! Tatile gitmek ne kelime,biz ailece semt dışına çıkamıyoruz ahali...Arabada çocuk durmuyor deliriyorum falan diyeni yakarım.!!!

Dilimi eşek arısı sokması yetmez,dilim kopsaydı da  "Aman benim çocuğum çok sakin,kendi halinde 2 saat oynar,iştahsızlığı dışında beni zorlayan bir şeyi yok.Uyur mis gibi.Oyun kurmayı sever.Sürekli mutlu,sevecen bir çocuktur." demeseydim..O çocuk gitti içinden bir canavar çıktı.

Lina canavargil..

İşe gidiyorum,bir yandan da Lina'ya okul bulmaya çalışıyorum,tuvalet eğitimi tamamlanmamış diye önüme sıkıntılar çıkıyor.Benim beğendiklerim keseme uymuyor,uyanları pek beğenmiyorum.Asla ve asla frekansımızın tutmadığı ama istese canımı vereceğim annemle fikri boğuşmalarımız yetmiyormuş gibi eve gelip iki lokma huzur istemekten başka bir şey yapmadığım halde yok arkadaş olmuyor.İki lokma huzur bana haram.

Tahammülsüz,iğrenç bir hal almış,artık taşra köylüsünü kıskanır hale gelmişim.Keşke bir şey bilmesem de çocuk kendi halinde büyüse.Öğrendikçe yok efendim bunu dedik böyle mi anladı,yok bunu dedik acaba dediğimiz şeyler şunu etkiler mi?Böyle yaptık bak şimdi başka bir şeyi mi bozduk düşüncelerinin yanında pedagogun nasihatleri kafamda yankılanıyor.Aman sabır,yüksek ses yok,ısrar yok inatlaşma yok vs vs..Taşız ya biz! Çocuk iyi olsun da biz 80 kere çatlar hiçbir şey olmamış gibi yeniden eski halimizi alırız.

Akşam eve geliyorum.Hadi diyorum bütün gün evde dışarı çıkarayım "Anneciğim nereye gitmek istersin?" Marmoruma (Marmara Forum).Yorgunluktan ölecek halde olmak,sıkış tıkış tramvaya binip o yetmiyormuş gibi minibüste de ayakta yolculuk ederek eve gelmem çilemin sadece bir kısmı,olsun evlat mutlu olsun can feda..Yapacağım şey ne kadar basit değil mi? Koy arabasına,çıkın evden,nasıl olsa ev yakın tıngır mıngır gidersiniz.Yok öyle kolay değil o!Dedim ya Bahtsız Bedeviyim ben.

Odasına gidiyoruz bezini takıp üzerini değiştireceğim.Önce bez takma diye kendini yerden yere atıyor.Neyse diyorum takmayayım nasıl olsa gündüz evde bezsiz çişi gelince söyler başımızın çaresine bakarız.Tamam diyorum bezlemeyeceğim.Hadi gel üstünü giydireyim.Yeni yeni elbiseler almışım.Yok! İllaki dolapta en absürt iki kıyafeti kombinleyecek ve ısrarla onu giymek isteyecek.Tamam diyorum sakin ol Merve,çocuk bu kim bakar ki onun kıyafetine.Hadi gel anneciğim giyelim yok bir kolu giydirdiğim an kaçıyor üstü başı çıplak,kızım gel hadi Marmoruma gidiyoruz,yok!!Hadi evde bir tur kovalamaca,neyse yakalıyorum diğer kolu geçiriyorum ama yine kaçıyor.Tutturuyor saçımı toplama,terliğimi giymeyeceğim görüyor plastik botları takıyor kafayı ona."Onu gicem,botumu gicemmmm"..Tam kapıda ayağına botları giydireceğim bu sefer apartmana kaçıyor.Ya sabır! Onu yakalamaya çalışayım derken bebek arabası merdivenlerden yuvarlanıyor..Arabanın içinde Lina'nın suyunu koyduğum cam şişe kırılıyor tüm yedek kılık kıyafet su içinde..Tam küfür edecek raddeye geliyorum bir bakıyorum botlarla eve girmiş.Kızım o sokakta giyiliyor gel buraya diyene kadar komşunun oğlu arabayı yukarı çıkarıyor,yedekler değişiyor ve yola çıkıyoruz.Tabi ben su gibiyim.

Neyse güç bela Marmara foruma geliyoruz.Geziyoruz tozuyoruz,her şey gayet güzel..Hemen aman dilimi ısırayım,totomu kaşıyayım derken Lina aniden araban inmek istiyor."Kızım ben seni mi tutayım,arabanı mı?" derken kaçıyor.Mutlu,koşuyor eğleniyor,ama ben arabayı takip etmekten çocuğun peşine koşamıyorum.Kızım gel demeye kalmadan kaçıyor mağazanın birine,Yazarken bir kaç cümle ama orada peşine yetişmeye çalışmak vs öyle zor ki.Neyse ağlama zırlama eşliğinde çıkıyoruz avm'den..Evini yolunu tutuyoruz.Öyle böyle o gün bitiyor.

Ertesi gün eve geliyorum ki ateşi var.Ateş vücudun savunma mekanizması diye ilaç vermiyorum sağ olsun ig anneleri elimde ateş ölçer bana moral veriyorlar.Baktım ki ateş 39'u geçiyor ilacı veriyorum.Üşüme sıtma,had safhada.Ateşi her yükseldiğinde kucağıma alıp bende onunla birlikte suyun altına giriyorum.Çocuğumun kucağımda yalvarırcasına ağlaması "Anne yapma! Annemmm yapma,yoluur anne yapma!" demesi nasıl içimi eziyor anlatamam.Bana kalsa doktora götürürüm ama yok gidemiyoruz.Bebek arabasına biner de doktora giderse artık dışarıda çıkmaz kendini eve kapatır diye ödümüz kopuyor.Neyse ateşin yanında başka rahatsızlık olmadığı için evde kontrol altına almaya çalışıyoruz.Demek ki çocuğun bir gün önce sapıtması tamamen hastalıktanmış. İştah tamamen gidiyor ve sadece su içer hale geliyor.

Ertesi gün ateşi pek çıkmıyor.Bir sonraki gün işten gelince canı çok sıkıldı diye azıcık bahçeye çıkarayım diyorum.Çıkmaz olaymışız.O sırada ig'de biz iyiyiz diye fotoğraf paylaşıyorum ki tam o anda çok sevdiği kedi Lina fazlasıyla sıkıp sarmalayınca,dayanamıyor ve tırmalıyor.Öyle çok derin değil ama tırmalanan yerin her minik gözeneğinden kan geliyor.Hemen ig annelerine soruyorum ne yapmam lazım diye.Sağolsun tüm arkadaşlar yardımcı oluyor.Ortak kanı aşı yapılması yönünde...Maalesef kuduz olayını takip edebilmek adına aşı belli başlı hastanelerin kuduz merkezlerinde yapılıyor.Arabaya binmemiz gerek ama ne mümkün.Civardaki tüm özel hastaneleri arıyorum.Hepsi "En yakın Haseki ,aşıyı mutlaka olmanız gerekiyor,hatta birde kedi tırmalama hastalığı var,kuduz içinde,onun içinde aşı olacaksınız." diyor.İçime kurt düşüyor.

Eşimle sıkı sıkıya bir kavgaya giriyoruz ki biz Lina dışında pek fikir ayrılığı yaşamayız ve tartışmayız.-maaşallah- O diyor: Kedide kuduz olmaz,kediye köpekten geçer.2/1000 olan bir ihtimal için çocuğu perişan etmeyelim.Ben diyorum ki:1/10.000 bile olsa riski göz alabiliyor musun,kuduz bu çaresi olmayan bir hastalık.Diyor ki; Lina daha yeni yeni düzeliyor,zaten muhtemel araç korkusunun doktora en son gittiğimizde 5 kişi zapdederek kan aldırmamızdan sonra olduğunu düşünüyoruz,şimdi onu arabaya binmek için zorlarsak ve gideceğimiz yerde hastane olursa ömrü boyunca bir daha asla arabaya binmeyecek.Bazı doktorlar kediyi gözlemleyin dediler neden gözlemlemek,bu 8-10 günlük süre içinde beklemek varken çocuğu perişan etmeyi seçiyorsun?

Benim içim rahat etmiyor.Lina'ya anlatmaya çalışıyorum ama daha "Anneciğim arabaya binmemiz gerek bak kedi seni tırmaladı ya doktor amcan bir baksın ne dersin?" dememle kucağıma atlayıp çıldırasıya ağlaması ve "Anne yolur gitmeyelim,anne çok korkuyorum annemmmm yolur annem!" diyerek ağlaması ve kendinden geçmesi bir oluyor.Kucağımda pelteleşmiş,ağlamaktan sırılsıklam olmuş çocuk sızıp kalıyor,fırsat bu fırsat uyurken götürelim diyoruz ne mümkün uyanıp daha beter ağlamaya,yalvarmaya başlıyor.

Cehennemin dibi diyorum,halime küfür ediyorum.Kucağımda terden su gibi olmuş çocukla ben bir köşede ağlar,eşim bir köşede ağlar şekilde kalakalıyoruz."Yani bu çocuk beynini çok fena bir şekilde vursa acil doktora gitmesi gerekse ne olacak böyle mi kalacağız?" diyorum.Eşim hayatında ilk defa fazlasıyla cesaretli, "Yapma etme Merve! Biliyorsun gidersek çocuğu hepten kaybedeceğiz,psikolojisi asla düzelmez.Bunun için anestezi teklif edeceksin ama olmaz,yaptırmam,razı değilim." diyor.Elim kolum bağlı isyan etmenin eşiğine gelmiş bir şekilde "Ya rabbi ne gelirse senden gelir,sana tevekkel olduk,sen bize hakkımızda hayırlısını nasip et!" diyebiliyorum sadece..Bahçedeki kedilere hep bir şeyler ikram ederdim ama sağolsun üst komşumuz özel mama bile alıyor bana gerek kalmıyor.Yalnız ben işimi şansa bırakır mıyım.Kediye bir yağ bal ikram etmediğim kalıyor aman kaçmasın diye.Zaten minik yavru her gün bahçede mi diye kontrol ediyorum,gidip sevip sarmalıyorum."AmaN cici kedi kuduz falan olmayasın." diyorum.Delirmediysek artık delirmeyiz..Ben kediyle konuşuyorum kedi benden kaçıyor..E kime "Bak sakın buralardan ayrılma benim seni gözlemlemem lazım ondan sonra nereye gidersen kabulumdür ama bir 10 gün sabret!" deseler kaçar tabi...

Bir diğer gün ateş gittikçe artıyor.E bu seferde acaba zaten süre gelen hastalığından mı yoksa kediden bir şey mi kaptı diye kendimizi yeyip duruyoruz.Neyse artık dayanamayıp gece ilaç veriyorum.Tabi bu arada doktorumuzla görüşüyoruz "Çocuğun çişini getirin yeter anlarım ben tahlille." diyor.Yok oda olmuyor gündüz uykusu da dahil bezlenmeyen sadece dışarıda ve gece bezlenen çocuk inat ediyor çişi lazımlığa yapmıyor e zaten idrar poşeti ile imtihanımız da hiç başarılı olamadık biz.Ne yapalım kadere boyun eğiyoruz.

Bu arada asla bahsetmek dahi istemediğim canımı verecek kadar sevdiğim ve benim bir dediğimi iki etmeyen,gecenin köründe bir lafımla tatlı almaya giden,canım istedi diye kurabiyeler yapan,elinde ne varsa bana harcayan,gel dediğimde gelen git dediğimde giden ama şu çocuk bakma mevzusunda artık görmesem dahi iyi dedirtip bu şehirden defolup gitmeyi düşündüğümüz ama bir aksilik sebebi ile yapamadığımız anne-kız didişmelerimiz.Gerçekten en son noktada herkesten uzak bir yere gitsek ve kimseyle görüşmesek mi dediğimiz durumlar oldu.Duyanda annem çocuğu dövüyor falan sanır ama yok öyle şeyler anlatsam incir çekirdeğini doldurmayacak ama tahammül azaldığı için biriktikçe sıyırma noktasına getiren şeyler.

Daha durun,dahası var.

Tam bu mevzu geçti diyoruz,uyku terörü çıkıyor;ne beter ne iğrenç bir şey,çocuk yatağından aldığım an yere inmek isteyip çıldırmış gibi salona koşuyor ve masanın altında sanki cin çarpmış gibi ağlıyor hemde saatlerce susmuyor.Yakın zamanda bir kez daha olmuştu ama bu sefer üst üste gelmesi bizi iyice dibe çekiyor.

Neyse odur budur derken komşuda başlayan tadilat nedeni ile,Lina daha o yeri güm güm delen alet -adı ne ise- çalışmaya başladığı an korkudan ödü patlar derecede çığlık kıyamet ağlamaya başlıyor ve ben üzerimde pijama kendim sokakta kucağımda Lina,elimde ıslak mendille buluyorum.Dakikalarca ağlıyor ve biz eve giremiyoruz.Terlediği için sokakta rüzgar çarpıyor çaresizliğimin içinde önce küfürlerim sonra tövbelerim birbirine giriyor.Bu sefer gürültüden korktu ya "Anne ben yeni evimize girmeyeceğim!"  yada eve güç bela kandırarak soktuysak evden asla çıkmak istememeler başlıyor.Apartmana adımı attığı an gürültü var diye kendinden geçmeler vs.

Ya sabır...İnanın eşimle delirme doktasına geldik.Ya 3,5 ay önce ne oldu da bu çocuk birden tuhaflaştı.İnanın devamlı huzurlu mutlu bir çocuktu Lina,benim annemle bağıra böğüre ettiğim kavgalar ve durmadan doktora gidişimiz çocuğun durmadan 5 kişi üzerine çullanarak verdiği kanlar vs vs.. bu hale geldik.









En sonunda başa çıkamadık.Ağladık zırladık olmadı.Artık neredeyse isyan edecektim.Vallahi zerre kadar imanım olmasa isyan edecektim.Öğle ağım şahım güzel,zengin vs değiliz ama nazardan mı oluyor tüm bunlar diye kendimi yedim herkese ve her şeye küstüm özellikle kızıma olanlar ve annemle yaşadıklarım öyle yordu ki beni içime kapandım.Ban kriz anlarında böyle olur içme kapanırım,biraz izole yaşamak ve rahatlamak isterim.

O dönemde kimseyle konuşmak,bir şey paylaşmak istemedim çünkü insanlar biraz uzaklaşsanız dese,bir yere gidemiyoruz.Yardım alın dese,zaten alıyoruz.Onu yapın bunu yapın dese hepsini zaten hepsini yapıyoruz ve bazı zamanlar sizi merak ettiğinden değil olanları merak ettiğinden soran insanlar olduğunu bilmek insanı daha da içine kapanık hale getiriyor.

Herkese ayrı dert anlat,herkesin vereceği fikri ayrı ayrı dinle inanın yapacak takatim yoktu.Her anlatmaya başladığımda ağlıyordum.Hatta insanların ya bunların içinde kim bilir ne halt dönüyor çocuk böyle oldu bak iyi değil bunların durumu demesinden korktuğum için uzak kalmayı tercih ettim.

Birde herkesin hayatını yaşama ve kendini ifade etme şekli başka.Kimi yaşadıklarını olduğu gibi anlatmayı sever,kimi sadece mutluluktan beslenir kimi hep hüzünlüdür.Ben neysem o olanlardanım yani içimde fırtınalar koparken çiçek böcek resmi paylaşamayacağım gibi milletin paylaştıklarına da bakamam.Kimseye zararım olmasın içime döneyim derim.

İşte tam da bu noktada bayram geldi çattı.Eşimin ailesi Yalova'da ziyaret için Lina'yı uyuttuk çıktık yola. Planımız o uyanmadan dönmekti,hemen hemen öyle oldu.Suratlarımızdan sıkıntılı halimizi anlayıp sordular,gerek ben gerek eşim daha fazla kendimizi tutamadık,döküldük.Büyük görümcem hiç kıyamaz -ki süreci yakından takip ediyor ve yaşadıklarımızda destek olmaya çalışıyordu- ağlamaya başladı küçük görümcem de aynı şekilde hepsi çok üzüldüler.Uzaklığa isyan ettiler ve hemen bize moral vermeye ve ne yaparız,nasıl yaparız,hep birlikte bu çukurdan nasıl çıkarız diye düşünmeye başladılar..

Sonrasında kendimize bir yol çizdik,ailecek huzurumuza yeniden kavuşmak için çeşitli planlar yaptık.Nasıl toparlandık ne durumdayız onuda yazacağım ama son olarak söylemek istediğim bir şey var ki bir soğan kırar yersin huzurun olsun yeter,evde huzur çok önemli kaldı ki huzuru kaçan evlat ise daha da önemli,ne diyeyim..Şükürler olsun ki -maaşallah- eşim benim yanımda onun varlığı bir saniye eksik olmasın hayatımdan..Ve şükürler olsun ki ailesi -maaşallah-her halimizle bize destek.Bu arada kendi ailem babam ve ağabeylerim ve ne kadar elinde olmadan beni üzse ve ne kadar onu üzdüğüm için cehennemin dibini boylayacak olsam da sevgili annem,iyi ki varlar.

Ve pek tabi ki bazılarınız ile yüze yüze görüşmesem de sizlerde iyi ki varsınız..Sanal dostlarım..

He bakıp iç geçirip ohh iyi olmuş diyen kem gözle bakıp mutluluğuma üzülen bir kişi var ve şayet bu satırları okuyorsa ben değil ama Allah görüyor bebeğim..Son gülen iyi güler...

Bunların hepsini bizde yaşadık,ne var ki bunlarda diyebilirsiniz ama inanın üst üste gelince insanın sinirleri bozuluyor.Kaldı ki insan etrafında ve dünyada yaşananları görünce hem deli gibi kahroluyor hemde benim derdim ne ki diyor..


toyzzshop.com ganimetleri..Oyuncak tavsiyeleri -1-

Çocuğun pek tabi ki en önemli işi oyun oynamak kendini doğru ifade ettiği ve mutlu olduğu en önemli an.Lina ile oyun oynamak beni de çok mutlu ediyor ama zaman zaman tıkandığım etkinlik bulmak için yaratıcılığımın sekteye uğradığı zamanlar oluyor.İşte öyle zamanlarda en büyük kurtarıcım değişik oyuncaklar.

Genelde oynarken bir şey öğreneceği ve keyifli zaman geçireceği oyuncakları tercih ediyorum.Her zaman oyuncak seçiminde Lina'nın istekleri ön planda oluyor.Ayrıca ona oyuncakla kimlik empoze etmiyorum,arabası da var bebeği de ama bebekler hep bebek formunda barbielerden nefret ediyorum sadece hediye gelen bir kadın formunda bebek oyuncağı var o kadar.

Lina her zaman oyuncakları ile iyi vakit geçiren bir çocuk oldu -maaşallah- hiç bir zaman ona oyuncak alma konusunda pişmanlık yaşamadım.Çocuğum olmadan önce ne kadar aşırı oyuncak almayacağım desem de  ister istemez ev doldu taştı.Ben aldım,hediye geldi,eşim aldı vs.. ama zamanla buda şekilleniyor.Mesela çubuğa geçirdiği renkli halkalar pazarcılık oynarken sattığımız simitlere yada sebzelere dönüştü.Yine de çok oyuncak almamak lazım.Artık insanlar sorduklarında oyuncak almamaları gerektiğini güzel bir dille ifade ediyorum yada bu konuda seçici olduğumuzun altını çiziyorum.

Genelde oyuncaklarımızı Marmara Forumda'ki toyzz shop tan alıyoruz.Lina aynı zamanda orada vakit geçirmeyi çok seviyor.Herkes bizimle aynı imkana sahip değil,ya evine yakın değil yada gitmeye fırsatı olmuyor işte bu durumda imdada online alışveriş seçeneği giriyor.Bu arada ben ilk defa dayatma yaparak Lina'ya bisiklet alayım dedim ama istemedi.Toyzz shop taki görevli "Bayan genelde çocuklar ister anneleri almaz,ilk defa alayım diye yalvaran bir anne görüyorum." dedi.Ne yapalım bizim asi yay burcu illa ki kendi istediğini alacak.Aslında bu huyu hoşuma gitmiyor değil..

Neyse....

En son Lina'ya toyzz.shop tan mıknatıslı bir yazı tahtası aldım.Bu sefer online alışveriş yaptık.Üzerine yazı yazılması için bir kalemi var,aynı zamanda resim yapmaya yarayan bir çok şekli barındıran bunun yanında sayıları ve harfleri öğreten bir yazı tahtası.




Ben hiçbir zaman al kızım bunları öğren baskısı yapmadım,yapmamda.Çocuğun doğal akışı çerçevesinde öğrendiğine inanırım.Lina oyun oynarken hep ismini yazdırır.Bu vesile ile isminin harflerini öğrenmiş..




Şimdi bu keyifli oyuncağı sayesinde hem oynayarak öğreniyor hem de güzel vakit geçiriyoruz 3 gündür akşamları takmış durumda,bana Merve yazdırıp bakıyor sonra harfleri içinden bulmaya çalışıyor ama unutuyor..

İşte böyle dostlar bir daha ki ay bebek arabası alacağım o kesin Lina'nın bebeğinin arabası artık küçük geliyor da hanımefendi bebeğini rahat gezdiremiyor..

TOP-LEFT ADS

Huuu Huuuu

BAL YANAK