26 Mart 2014 Çarşamba

Çocuğum yalan söylüyor.

Çocuklar belirli dönemlerde bazı şeylere takarlar bazen de bizim tutumlarımıza onların bu davranışları pekiştirmesine sebep olabilir.

Okula ilk başladığı dönemlerde Lina "Anne öğretmenim beni giydirmeden yatırıyor.Ben çok üşüyorum okula gitmek istemiyorum." demişti.O dönem okulu pek tanımasam da ihtimal vermedim.Yalnız çocuğuma ona güvendiğimi göstermem de lazımdı ve "Tamam Linacığım ben öğretmeninle konuşurum." dedim.

Pek tabi öğretmen böyle bir şey olmadığını sadece Lina'nın okula yeni başladığı için ve beni "Aman Filiz hanım sınıfın camı kapalı oluyor değil mi, uyurken üşümüyorlar değil mi ? " diye sormamdan sebep böyle bir konu ile karşıma gelmiş olabileceğini; çünkü çocukların ebeveynlerinin endişelerini kendi lehlerine kullanmak için bu gibi durumlara baş vurabileceklerini söyledi.

Ben okulda böyle bir şey yapılmadığına emindim ve Lina'nın onu okula göndermemem için bunu yaptığını farkındaydım.Ara ara başka konularda da değişik şeyler üretip söyleyince acaba "yalan" konusu mu başlıyor diye ufak araştırmalar yaptım.

Öğrendiklerimi özetleyecek olursam çocuklar, 5 yaşından önce yetişkinlerin yaptığı gibi yalan söylemezler.Bu ne demek:Yani yetişkinler gibi belirli bir sebep-sonuç ilişkisi doğuracak kurgu sağlamazlar ve hayal dünyaları geniş olduğu için çeşitli sebeplerle olmayan bir şeyi söyleyebilir ,olan bir şeyi kendilerince yorumlayıp abartabilirler ya da dış faktörler sebebi ile yalan söyleyebilirler.





Peki,

Çocuklar neden yalan söylerler ?


  • Yaptıkları şeyin sonuçlarına katlanamayacakları ya da bunun karşında ceza alacakları için
  • Yapmadıkları şeyleri yapmış gibi yaparak değer kazanmak için
  • Yeteri kadar ebeveyn ilgisi göremedikleri için
  • Rahatsız oldukları bir durumla baş edemedikleri için
  • Kendilerini kandırmak için
  • Toplum içinde kabul görmek için
  • Yalan söyleyen bir rol modele sahip oldukları için
  • Yanlış uyarı aldıkları için
  • Tehdit edildikleri için

 Alt başlıkları biraz açarsak:

Yalan karşısında ne yapmalı?

  • Çocuklarımızı ödül-ceza sistemi uygulamadan da yetiştirebiliriz.Ceza yapılan işi meşrulaştırır ve çocuk ya ceza alacağı için tepkiyi umursamaz ya da ceza almamak için yalan söyler.Çocuklarımızı yaptıkları yanlışlar karşısında bedelini ödemelerine fırsat vermeli.Ceza ile onları sindirmemeliyiz.
  • Çocuklar ebeveynlerinden ya da kendilerine rol model aldıkları kişilerden gerekli ilgili görmediklerinde sırf onların takdirini kazanmak için yalana başvurabilirler.Bunu önlemek için çocuklarımızın yaptıkları şeyleri önemsemeli onların yaşamlarına tanıklık etmeli ve yaptıkları şeyleri değerli kılmalıyız.Bunu yaparken "Oo harikasın!" Süpersin!" gibi yüzeysel övgülerle değil yaptıkları şeylere vakıf olarak onlara varlığımızı, ilgimizi belli etmeliyiz.
  • Çocuklar anne-baba ilgisinden yoksun ise onların dikkatini çekmek için yalan söyleyebilirler ya da içinde bulundukları durumları abartabilirler.Örneğin o an televizyona dalmış bir anne-baba yüzünden çocuk düşmüş gibi yapabilir ya da "Odamda fare var!" diyebilir.Bunlar tamamen dikkat çekmek için söylenen yalanlardır.Burada çözüm ilgi ve sevgidir.
  • Çocuklar rahatsız oldukları bir durumla baş edemediklerinde o durumun içinden çıkabilmek için yalan söyleyebilirler.Tıpkı Lina'da olduğu gibi okula oryantasyon sürecinde gitmek istemediğini bana hiç söylemedi ama "Anne sen de yanımda kal." diyordu ve ben yanında kalamadığım için kendini orada yabancı hissediyordu.Benim en hassas olduğum konuyu fark etti ve ona göre bir yalan söyledi.Bu durumda biz Lina ile konuşarak orada kendini yalnız hissetmesinin gayet normal olduğunu,bizimde yabancı ortamlarda kendimizi yalnız hissettiğimizi ve bunun zamanla aşılabilecek bir şey olduğunu,okuldan hoşlanmaya başladığında bu hisleri yaşamayacağını ve istemezse okula gitmek zorunda olmadığını yalnız isteyip istemediğini bilebilmesi için denemesi gerektiğini söyledik.Ve Bingo "Aslında öğretmenim benim pijamamı giydiriyor ama ben seninle uyumak istiyorum okulda." dedi.
  • Çocuklar aşırı huzursuz oldukları ortamlarda,ortamın yarattığı olumsuz koşulları göz ardı etmek için mutluymuş gibi yaparlar.Bunlara fazlasıyla inanıp başkalarına da mutluymuş gibi anlatırlar.Örneğin:Şiddet gören bir çocuk bunu dile getirmek istemez,olayın üstünü örter ve mutluymuş gibi yapar ve bu konuda yalan söyler.Çocuklarımıza şiddet uygulamak ve onları mutsuz ortamda büyütmek yapacağımız en büyük yanlışlardandır.
  • Toplum içinde belirli davranışlar ya da belirli olayların popülerite kazandığını gören çocuk onu yapmıyor/yapamıyor olmanın dışlanma getireceğini düşünür ve yalan söyler.Örneğin akşamları dişlerini fırçalamıyordur ama fırçaladığını söyler vb. Bu sebepten çocuklarımız asla başkaları ile kıyaslamamalı yapmaları gereken bir şeyi sadece ve sadece kendi iyilikleri için yapmaları gerektiğini öğretmeliyiz.
  • Çocuğun etrafında örnek aldığı kişiler yalan söylüyor ya da yalana teşvik ediyorsa çocuk bunun normal bir davranışı oluğunu düşünür ve kendi de yapmaktan çekinmez. "Bak bunu yaptığımızı babana söyleme."  gibi cümleler ya da bir başkasına karşı yalan söyleyeceğinizi çocuğun yanında konuşmanız çocuğu yalan konusunda teşvik edebilir.Yalanı hayatımıza ne sebeple olursa olsun sokmamalıyız.
  • Çocuklar yalan söyledikleri zaman ebeveynleri ve büyükleri tarafından "Yalan söylersen burnun uzar." "Yalan söylersen polise veririm.", "Yalan konuşma dilini yakarım" gibi cümlelerle tehdit etmek onları yalana teşvik eder.Her şeyi güzellikle anlatmak yılanı deliğinden çıkarır 
  • Çocuklar aşırı şiddet gördüğünde ya da istismara uğradıklarında hem kendilerine bir şey yapılacağı  hem de sevdiklerine bir şey yapılacağı tehditi altında olabilir ve korktukları için yalan söyleyebilirler.En ufak bir istismar şüpheniz varsa bir uzmana başvurun.Çocuğunuz bu konuda sizi uyarırsa uyarılarını mutlaka dikkate alın.

Her ne koşulda olursa olsun çocuklarımızın yalan söylemesi ya da daha nazik bir tabirle mış gibi anlatmaları ya da mış gibi yapmaları onların kötü bireyler olduğu anlamına gelmez.Çocukları yalan söyleyen insanlar birden endişeye kapılır ve çocuklarının hep yalan söyleyeceklerini düşünürler.Aslında yeteri kadar sevgi ve ilgi her zaman, her şeyin çözümüdür .

Özetle :
  • Yalanın kötü bir şey olduğunu güzellikle anlatın.
  • Her ne koşulda olursa olsun onların arkalarında olduğunuzu ve onları her zaman seveceğimizi bilmeliler
  • Yalan söylediğini anladığınızda konuyu irdelemeyin ve üzerine gitmeyin.
  • Yalan söylediğinde onları cezalandırmayın
  • Çocuktan yapacağı şeyler isteyip baskı kurmayın.
  • Duygularını anlamaya çalışın bazı davranışları konusunda esnek olun.
  • Aşırı kuralcı olup çocuğu bunaltmayın
  • Çocuğunuza asla şiddet uygulamayın
  • Hangi durumlarda yalan söylüyor olduğunu gözlemlemek size çözüm yolunda yol gösterir.
Yaşadığımız şeylere dışarıdan çıkıp baktığımızda "Bu yukarıda yazılanların hiçbiri yok ama hala yalan söylüyor." diyorsanız bence bir kez daha düşünün.Kendinizi eleştirin ve kendinize objektif olun.Yalanı ortadan kaldırmak için karşılıklı çaba harcayın bu dış etkenler sebebi ile değil de davranışsal bir hal almışsa,süreklilik arz ediyorsa ve tüm çabanıza rağmen geçmiyorsa bir uzmandan yardım alın.


Karincalar her yerde, basiniz dertte mi?



Karıncalar zaman zaman başa çıkmakta zor bir durum yaratabilirler. Aslında pek de korkutucu ya da ürkütücü bir tarafı yoktur karıncaların. Ancak sayıları çok fazla olduğu zaman ve özellikle de mutfaktaki yiyeceklere dadandıkları zaman maalesef onları mekandan uzaklaştırmak için çeşitli yöntemler deneriz.
Karıncalar kanatlı ve kanatsız olmak üzere iki çeşittir. Kanatsız olanlarının da büyüklük ve renklerine göre farklı çeşitleri bulunmakta. Su ve yiyeceklerin olduğu yerde yuva yaparlar. Rotaları bellidir. Evlerdeki çatlaklarda, deliklerde, saksı diplerinde yuvalanırlar. Yiyecek bulduklarında belirli bir rotayı izleyerek yuvalarına yiyecek taşırlar.





Evde gördüğünüz birkaç tane karınca çok kısa bir süre sonra evinizi istila edebilir. Çünkü yiyecek kaynağı neredeyse sürü hemen oraya yönelir. Yere düşen her türlü kırıntı onlar için çok cazip yiyecek kaynağıdır. Evinizi karıncalar bastıysa eğer mutfakta yere düşen bir meyve çekirdeğinin çok kısa sürede istila edilip yokedildiğini görebilirsiniz.


Karıncalarla mücadele etmek için piyasada satılan yemler yetersiz kalır çünkü bu yemler kaynağa ulaşamaz. Kısa bir süre sorununuz çözülebilir belki ama karıncalar kısa bir süre sonra yeniden görülmeye başlanır. Profesyonel bir ilaçlama firması bu sorununuza çok kısa süre içerisinde etkili bir çözüm sağlayacaktır. Bunun için sektörde deneyimli ve güvenilir kurumları tercih edin. İlaçlama ciddi bir iştir, ilaçlama yapılırken hem insan sağlığına hem de çevreye zarar verilmemesi önemlidir. Bayer Koruma Programı bu kriterleri sağladığı için bu programa üye firmalar size etkili çözüm sağlayacaktır.


25 Mart 2014 Salı

Çocuklarımıza güvenmeliyiz.

Bir başarı hikayesi

Lina okula başladıktan kısa bir süre sonra okuldan yazı geldi "Çocuğunuzun buz patenine başlaması için izin" yazısı.Çok sevdiğim bir spor olmasına rağmen çok temkinli yaklaştım.Daha 3 yaşında bile değildi,düşse bir yeri kırılsa,canı yansa o an ben yanında olmayacaktım ve daha sonra bu spordan soğumasına sebep olabilirdi.Bunun yanında sıcak soğuk farkından üşütmesinden korktum vs. Bunun yanında yaşadığımız korku  sıkıntısı ile acaba ben yanında yokken araca binmek, onu ürkütür mü diye endişeleniyordum.

Lina'nın öğretmeni ile konuşmak istedim.Filiz hanım bana "Merve hanım Lina bunun altından kalkabilecek bir çocuk,yol konusunda sıkıntı yapmayın en ufak bir korku belirtisi olursa araçtan indiririm,ayrıca buz pateni konusunda da ben başaracağını düşünüyorum.Ona biraz zaman tanıyın ve güvenin olur mu? Siz onun denemesine fırsat vermezseniz neleri başarabileceğini göremezsiniz,bu sefer o da bazı işlere başlarken çekimser davranır.Ona inanın yeter." dedi.Düşündüm ve öğretmenimizin haklı olduğuna karar verdim.Zaten her türlü sıkıntılı konuda bizleri harika bir şekilde rahatlattığı için öğretmenimizin düşüncelerine güveniyorduk. Eşim de "Lina'nın yapabileceğini biliyoruz,kaygılanmaya gerek yok.Bir denesin görelim.Ona güvenelim." dedi

Bunların sonunda top Lina'daydı.Lina'ya sorduk ve gitmek istediğini söyledi.Bu şekilde buz pateni maceramız başladı.Öncesinde kenarlardan tutunarak alışmaya çalıştılar,sonra kızaklarla kaydılar.Sağ olsun oradaki ağabeyleri çocuklarla güzel ilgilendiler ve bizim minikler ufak ufak kaymaya başladı.

Geçenlerde eve geldiğim de Lina boynuma atladı ve "Anne biliyor musun ben bugün buz pateninde hiç tutunmadan upuzun kaydım.Hem de hiç düşmeden." dediğinde,anlatırken yaşadığı mutluluğu gördüğümde ve kendine nasıl güveni geldiğine şahit olduğumda gözlerimden yaş geldi.Üzüldüğümü sanmasın diye hemen ellerimi yıkmaya gittim.Sonra ona sımsıkı sarılıp başaracağını bildiğimi,başarmasına çok mutlu olduğumu;ama başaramasa da onu çok seveceğimi söyledim.













Çocuklarımızı cesaretlendirmek...



  • Çocuklarımıza yapacakları şeylerde sonuçlar ne olursa olsun onların yanında olduğumuzu hissettirmeliyiz.
  • Asla ve asla başkaları ile kıyaslamamalıyız
  • Ona güvenmeliyiz ve risk alması konusunda desteklemeliyiz.
  • Kaybetmenin ya da başaramamanın kötü bir şey olmadığını anlatmalıyız.



 "Ahh Ahmet çok güzel buz pateni kayıyormuş". "Melisa kısa sürede öğrenmiş"  gibi söylemler yerine,çalışarak ve pratik yaparak bunun başarılabilecek bir şey olduğundan bahsetmek ama eğer yapmak istemiyorsa bırakabileceğini ona anlatmak doğru olacaktır

Buz pateni öğrendiğinde bunun onu mutlu edeceğinden;ama öğrenemezse bile,her insanın farklı meziyetlere sahip olduğundan ve onun da -örneğin- çok güzel resim yapabildiğinden bahsedebilmek, onu yapamasa da desteklemek, güvenini kaybetmesine engel olacaktır.

"Ben bunu yapmaktan korkuyorum!" dediğinde, her insanın yapmayı bilmediği şeyden korkabileceğini;ama yapmadan bunu başarıp başaramayacağımızı bilemeyeceğimizi anlatmak ve onun bunu başarmak isteyip istemediğini sormak, teşvik etmek için olumlu bir yöntem olabilir.

Çocuklarımızın hep sevdikleri şeyleri yapması ve başarılı olması dileğiyle....


21 Mart 2014 Cuma

Twitter'a Vpn ile girmek! VPN ve DNS ayarlama

Tarihe Not: 20.03.2014 tarihinde Türkiye'nin Twitter'a erişimi kapandı.Eğer siz de ülke içinde twitter kullanmak istiyorsanız yapmanız gereken VPN ve DNS ayarlarını değiştirmek.

VPN (Virtual Private Network) : Sanal Özel Ağ demektir ve bir ağa fiziksel erişiminiz bulunmadığında devreye girer.VPN'ler ücretli ve ücretsiz olarak hizmet vermektedir.VPN kullanırken bağlantınız şifreli olduğundan dışarıdan ne yaptığınız görülmez.Çoğu zaman şifresiz ağlara bağlanırken güvenlik açığını engellemek için VPN kullanılır.Şunu unutmayın ki ücretli kullandığınız VPN hizmetleri size daha fazla güvenlik sağlar.

DNS (Domain Name System) : Bir bilgisayar bir başka bilgisayar  ya da sunucu ile İP adresi denilen bir sistem ile bağlanırlar.DNS bir sitenin İP adresini bulmaya ve oraya erişim sağlamaya yarar.


Twittera'a giremiyorum ne yapmalıyım ? 

diyorsanız işte görselleri ile çözüm.



İphone ya da İpad kullanıyorsanız VPN içinyapmanız  gerekenler 


App Store'dan 

  • Hotspot Shield VPN for İphone
  • VPN Express 
  • Free VPN Onavo Protect 
  • SurfEasy VPN for İphone İpad
  • TunnelBear VPN
indirebilirsiniz.

İndirdikten sonra telefonunuzdan Ayarlar > Genel > VPN 'i aktif hale getiriyorsunuz.

İpad İphone ile senkronize olduğu için herhangi bir ayar yapmanıza gerek yok.


İphone için Hotspot Shield ekranı 

Android kullanıyorsanız VPN  için  yapmanız gerekenler:


Google Play Store'dan 

  • SurfEasy VPN 
  • Hotspot Shield VPN for Android
  • StopFlux Free VPN
  • TunnelBear VPN
  • Hid Ninja VPN
indirebilirsiniz.

Andorid için herhangi bir ayar gerekmiyor.



Android için Hotspot Shield ekranı



Bilgisayarınıza  DNS ayarı yapmak için gerekenler:


Bilgisayarıma giriyoruz.Sol altta kırmızı ile işaretli Ağ seçeneğine tıklıyoruz




Dada sonra üstte kırmızı ile işaretli yere Ağ Paylaşım Merkezi'ne tıklıyorsunuz.



Sonra açılan ekrandan kırmızı ile işaretli Kablosuz Ağ Bağlantısı'na tıklıyorsunuz.Ve kırmızı çerçeve içindeki pencere açılıyor.





                                      Oradan kırmızı ile işaretli özellikler yazan yere tıklıyorsunuz.




Açılan pencereden mavi ile seçilmiş yeri seçip kırmızı ile işaretli özellikler yazan yere tıklıyorsunuz.



Sonra alttaki resimdeki gözüken DNS ayarlarını giriyorsunuz.



Güncelleme:Google DNS ayarları sürekli değiştiğinden bilgisayarınıza TorBrowser indirerek twitter1a erişim sağlayabilirsiniz..



ÖNEMLİ UYARI: VPN kullanan kişilerin bankacılık gibi güvenlik gerektirecek işlemleri VPN açıkken yapmamaları gerekmektedir.

Karşılaşılacak herhangi bir durum olumsuz durumdan yazar sorumlu değildir.

20 Mart 2014 Perşembe

Kanserli Çocuklara Umut VakfI





Kanserli Çocuklara Umut Vakfından bahsetmek istiyorum sizlere, misyonu oldukça önemli ve tamamen çocukların bu hastalığı en az şekilde etkilenerek geçirmesine yardımcı olan bir vakıf.

Amaçları ailelerin maddi sıkıntıları sebebi ile tedaviyi yarım bırakmasını engellemek,çocuklara tedavi sürekliliği sağlamak adına mekan desteğinde bulunmak.Bunun yanında zorlu geçen bu süreçte çocuklara psikolojik destek de sağlıyorlar.Çocukların üretmesine katkıda bulunarak onlara tedavi sürecinden başka bir hayatları olduğunu öğretiyorlar.

KAÇUV bu anlamda yeni bir projeye imza atıyor.İstanbul Kalkınma ajansı ve T.C. Kalkınma Bakanlığı' nın mali desteği ile çocuklar için harika bir proje üretmişler.İsmi "Oyun Benim İlacım".Ne anlamlı değil mi? Gerçekten de bu hastalığı yaşayan çocukların en öncelikli ihtiyacı oyun,onlar oyunla büyüyüp,oyunla moral buluyorlar.

Bu projenin ilk toplantısı 25.Mart.2014 Salı günü Saat 14:00'de

Toplantı Yeri: KAÇUV Aile Evi – Aksaray Mahallesi Hobyar Mektebi Sokak No: 9

Kocamustafapaşa Fatih / İstanbul


Anne ve Çocuk BloglarI -6- Nihan -


Anne ve Çocuk blogları röportajları kaldığı yerden devam ediyor bu hafta kızı Nisan ile maceralarının yanında birçok şeyi bizlerle paylaşan bir bloğu sizlere tanıtacağım..Nihanni karşınızda 

Sizi biraz tanıyalım?


• Kimdir Nihan?


Herkese merhaba, Nihan ben, 81 doğumluyum, Samsun’ luyum. 2004 İTÜ Mimarlık bölümü

mezunuyum. 2007 yılında aynı üniversitede master, 2012 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar

Üniversitesi’ nde İç Mimarlık doktora çalışmalarımı tamamladım. 2005 yılından beri özel

üniversitelerde, öncelerde araştırma görevlisi, öğretim görevlisi ve son iki yıldır da yardımcı doçent

doktor olarak görev almaktayım. 2010 yılında evlendim, eşim de akademisyen olarak çalışıyor.

Evlendikten bir yıl sonra Nisan’ la yaşam yolculuğumuz daha da hareketlendi.



• Nasıl bir annesiniz?


Takıntılı ve rahat olduğum konular ayrışıyor çocuk hususunda. Örneğin, havaya göre giyinme

konusunda çok titiz iken, kızımın sulu veya pastel boya ile odasının duvarını boyaması konusunda

aynı titizliği göstermiyorum, rahat davranıyorum. Ayrıca, zaman zaman anne-çocuk ilişkisinde de mola

verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Sürekli yan yana olmanın sağlıklı olmadığını, bazen özlemek de

gerektiği kanısındayım. Kesinlikle mottom: “Mutlu anne, mutlu çocuk”.


• Çocuğunuz/çocuklarınız kaç yaşında/yaşındalar?


 Kızım iki gün sonra 3 yaşında olacak.



• Çocuğunuzla/çocuklarınızla nasıl vakit geçiriyorsunuz?


Kızımla başbaşa en büyük keyfim, haftasonu sabah erken saatlerde Bağdat Caddesi’ ne gidip önce

kırtasiyeden boya, renkli karton, prit vs. malzemeler alıp sonra oradan da bir kafeye geçip kahve

eşliğinde bolca kes-yapıştır-boya etkinliği yapmak. Evde ise, birlikte yapmayı en sevdiğimiz şeyleri;

kocaman resim defterlerimize bol bol sulu boya yapmak, çorap sepetini döküp onları fırlatmak,ojeleri

renklerine göre dizmek, çekmeceleri karıştırmak ve süt-yumurta çırpmak olarak sıralayabilirim. Eşimle

kızımın ise, çok yoğun bir ilişkisi var, ikisi birlikteyken başka kimseyi görmez gözleri. Onlar da birlikte

sıklıkla; lego, soru-cevap oyunu ve masal anlatmaca oynuyorlar.

• Blog hayatınız nasıl başladı? 


Blog maceram üniversite yıllarıma dayanıyor. 2005 temmuz ayında ilk postum, o dönem öğrenci

olarak katıldığım İstanbul’ da gerçekleşen Dünya Mimarlık kongresi ile ilgiliydi. Sonrasında çok

uzun zaman aralıkları ile kızım doğana kadar çok çok az ilgilendim blogla. Kızımla birlikte blogta;

anne-çocuk, moda, hatta zaman zaman da 2.el ürünlere de yer verdim. Değişken ve çabuk sıkılan

bir insanım. Bu nedenle blog, zaman içinde farklı yönlere de kayabilir veya içeriğinde değişiklikler

olabilir zamanla. Özellikle hamilelik zamanlarımda bloglardan oldukça faydalandım, güzel bilgiler

edindim, benden başka birilerinin de benzer şeyler yaşamış olması beni oldukça rahatlattı bu süreçte.

Hem mesleki hem de kişisel olarak, bir konu hakkında internette araştırma yapmayı gerçekten çok

seviyorum.



•Neden “Anne ve Çocuk” bloğu olmayı tercih ettiniz?


Çünkü her “anne” farklı, her “çocuk” da farklı. Yaşadığımız konu başlıkları aynı olsa da, hepimizin

içeriği, yaşadıklarımız oldukça çeşitli. Ne kadar çok deneyim paylaşılırsa bu konuda, o kadar faydalı

olacağına inanıyorum. Benzer şeyleri yaşayan annelerin birbirini anlaması ve destek olması oldukça

değerli.


•Blogda ağırlıklı olarak nelerden bahsediyorsunuz.


Blog ilk başladığında tabii üniversite öğrencisi olarak ilgimi çeken konular, etkinlikler, mesleki

paylaşımlar oluyordu, kızımla birlikte anne-çocuk, zaman zaman moda ve yaşamsal paylaşımlarla

devam etti bu serüven. Dediğim gibi insan değişen bir varlık, sabit duygu ve düşüncelerde kalmıyoruz,

benimle birlikte blog da kendi çizgisine farklı noktalarda devam edebilir..

•Blog aleminde görüştüğünüz kişiler var mı?


Sanal düzeyde oldukça takip ettiğim, özellikle twitter ve instagram platformlarında sohbetimin olduğu

çok insan var. Bunlardan çok azı ile gerçek hayatta görüşebildim işlerimin yoğunluğu nedeniyle.

•Sanal dostluklara inanır mısınız?


İnsan hayatında herşeyin olabileceğine inananlardanım, neden olmasın.

•Son olarak söylemek istedikleriniz.


Her konuda olduğu gibi blog konusunda da çok hırslı bir insan değilim. Hayatın gidişatına göre

hedeflerimi belirliyorum, biraz burcumdan da kaynaklı sanırım, değişikliği çok seviyorum. Şu anki

düzenimde, bloga çok eğildiğim söylenemez, ama bir gün blogu daha sistematik bir hale sokmak

hedeflerim arasında. Blog tasarımı konusu da ilgimi çekiyor aslında, belki ileride bununla ilgili bir kursa

katılabilirim. Dünyada sosyal medya denilen olgu kısa sürede çok farklı noktalara geldi, gelecekte yer

edinebilmek adına hepimizin bir konunun bir köşesinden tutmamız gerektiğine inanıyorum.

Nihan'ın bloğu işte burada TIK TIK 


Sizlerde Anne Çocuk Blogları arasında yer almak istiyorsanız TIK TIK 

6 Mart 2014 Perşembe

Kendi kişisel mutluluğu için başkalarını düşünmeyen kişi sözüm sana !!!




Herkes kendi çocuğuna gelince gayet hassas ama ya başkalarının çocukları ? Başkalarının çocukları içinde hassas davranabiliyor muyuz?

Başımdan geçen iki olayı anlatacağım size, o zaman neden böyle bir girizgah yaptığımı anlayacaksınız.

Geçenlerde Lina ile anne kız günü yaptık.Koca bir gün dolu dolu geçirdik.Günün sonunda "Başka bir şey yapmak ister misin? diye sorduğumda."Top havuzuuuuu!!" dedi.Aslında mikrop yuvası olduğu için ben top havuzlarını pek sevmiyorum; ama Lina aşırı seviyor.Neyse güzel bir gün geçirdik çocuğun keyfi kaçmasın diye top havuzuna da "Tamam. dedim.

Lina kendine bir arkadaş buldu mutlu mutlu oynarken bir çocuk geldi.Annesinin kucağında 3-4 yaşlarında bir çocuk.Yeğeni top havuzundaymış annesi ona baktırıyordu,haliyle çocuk da girmek istedi.Kadın ısrarla çocuğuna "Bak Doruk kimseyi ısırmak yok tamam mı? Orada küçük kardeşler var bak sakın!" dedi.Yalnız Doruk'un o an düşündüğü tek şey top havuzuna girmek olduğu için komut alacak durumda değildi.

Neyse Doruk top havuzuna girdiği andan itibaren terör estirmeye başladı.Lina'nın iki kere üstüne atladı,saçını çekti.Onu iterek önüne geçti en sonunda kaydırağın Lina'ya çarpmasına sebep oldu.Sonuç, çocuğum dilini ısırdı ve kan dolu ağızla ağlamaya başladı.

Bu kadar zaman zarfında Doruk'un annesi -elinde sürekli telefon -bilmem kimlerin açılışı için sepet seçmek ile meşgul babası da ne yesek diye AVM'nin yemek firmalarını araştırmakta.Ben Doruk her Lina'yı rahatsız ettiğinde "Canım bak o küçük yapma! Kızım gel sen bu tarafta oyna! Kızım gel annem sen kenara doğru!" gibi uyarılarda bulunuyorum ama yok Doruk hala faaliyetlerine devam ediyor ama annesi ve babasında tık yok.

En son artık çocuğun ağzından kan gelince hızlıca çocuğumu oradan almaya çalışıyorum, o sırada Doruk ısrarla Lina'yı itmeye çalışıyor ve ben patlıyorum."Bakar mısın? Lütfen itme! Yeterince canını yaktın çocuğumun!" Veee bunu dememle o başka alemlerde olan Doruk'un annesi ve babası atmaca kesilip "Bayan sorun nedir? Ne oluyor? Çocuğumuzu bu şekilde uyaramazsınız diyor?"

Pardon!!!!

Lina'nın ağzını silmeye çalışırken kadınla adama dönerek "Kusura bakmayın ama çocuğunuz defalarca çocuğumu taciz etti.Kızım diğer kişilerle eğleniyor diye çıkmak istemedi yoksa ben onu sizin çocuğunuz girdiği andan beş dakika sonra alırdım.Sizin çocuğunuz hem kızımı hem de başka çocukları hırpalıyor kızımı itti ve çocuğumun ağzını kaydırağa vurmasına sebep oldu.Nazikçe yapmaması gerektiğini defalarca söylerken duymadınız da şimdi bu dediğimi mi duydunuz? Sonuçta bunlar çocuk birbirlerini yeri gelip itebilirler ama defalarca olması ve sizin buna olan umursamaz tavrınız çok çirkin." dedim Buna karşılık çocuğun babası "Hanım efendi taciz derken ne alaka ya,çocuk bunlar,delirdiniz mi o nasıl kelime?" deyince."Çok enteresan gerçekten,ben sizin yerinizde olsam en azından üzüldüğümü dile getirirdim." diyebildim ve öyle bir aileye sahip olduğu için Doruk'a acıdım,.

İkinci olaya gelince

Lina'nın okulu çocukların yediğine içtiğine son derece dikkat eden bir okul.Ivır zıvır yok, her şey okulda yapılıyor.Bitki çayları bile özel toplanan kuru bitkilerden ya da mevsim meyvelerinden okulun aşçısı tarafından hazırlanıyor; ama gel gelelim Lina'nın dilinde "Anne ben bugün okulda çikolata yedim." "Anne bugün okula cips getirdiler." vb. gibi cümleler.

E madem okul bu kadar dikkat ediyor nereden geliyor bu sevimli (!) atıştırmalıklar diye düşünürken sorunun cevabı ayağıma geldi.Bir ara Lina'yı almaya gittiğimde Lina serbest oyun odasında biraz daha kalmak istedi.O sırada öğretmeni çocuğunu almaya gelen bir veliye çocuğunu teslim etmeye gitti.Diğer öğretmeninden su istedik, derken çocuğunu almaya gelen benim gibi bir başka veli de sınıfta otururken hoop çantasında minik tadellelerden çıkardı.İlk defa karşılaşıyoruz diye ses etmedim. Lina çikolatayı oyun oynamak için kenara bıraktığı an aldım ve unutturdum.Okulumuza bu konuyu açtıklarında sürekli uyarıda bulunduklarında ve  ricam üzerine velileri okula çocuklar için zararlı olan yiyecekleri getirmemeleri,kendilerinden izinsiz ikramda bulunmamaları konusunda bir kez daha uyaracaklarını söylediler ve uyardılar.

Öncelikle şunu belirteyim, benimde çocuğum zaman zaman bir başkasının çocuğunu rahatsız etmiş olabilir,çocuktur kendi aralarında hallederler.Her anına her hareketine müdahale etmek doğru değil.Kaynaşmak ve birbirleri ile iletişim içinde olmak için bu da bir gereklilik;ama bir başkasının çocuğunun defalarca canı yanarken susmak niye? Ben Lina böyle bir şey yapmaya yeltendiği an uyarıyorum.

Bunun yanında benim çocuğum da çok izole yetişmiyor,ben de paketli gıdalardan zaman zaman yediriyorum ama kızımın gıda alerjisi var ve yedikleri şeyleri denetlemek zorundayız.Yiyecek ikram ettiğimiz kişi şeker hastası da olabilir.Mesela biz Lina'nın -çok seviyor diye- çikolata yemesine izin veriyoruz.Onu da haftada bir olarak belirledik ama okulda veya bilmediğimiz bir yerde verilince genelde "Benim alerjim var." diyor;fakat bu şekilde reddetmesi canının çekmediği anlamına gelmiyor ya da bazı zaman nefsine yenik düşüp alıyor.Çocuk alerjisi olan şeyleri yediğinde tıkanıyor,nefes alamıyor,kaşınıyor,kabız oluyor vs.

Çocuklarımız ile ilgilenelim, sadece onların başına bir şey geldiğinde değil onlar bir şey yaptığında da. Ayrıca çocuklarımıza cici (!) yiyecekler alarak sevgi ifade etmeyi öğretmeyelim.Unutmayalım ki onlar bizim aynamız, biz onlara davranışlarımız ile rol model oluyoruz.Yarın öbür gün bir şey yaptırmak istediklerinde bir şeyler vermeyi  ya da sevimli gözükmek için başkalarını bir şeylerle kandırmayı öğrenirlerse bunun sorumlusu biziz.

 Son olarak sözüm sana kendi-kişisel-mutluluğu-için-başkalarının-ne-yaşayacağını-düşünmeyen-kişi lütfen çocuğun başkasına zarar verirken ya da başkasının çocuğuna yiyecek ikram ederken,dikkat!!


TOP-LEFT ADS

Huuu Huuuu

BAL YANAK