24 Temmuz 2014 Perşembe

HT Hayat Hamilelik Günlüğü 15. Hafta

Herkese merhaba,

Bu hafta nasıl geçti anlamadım,insan haftalık periyotta bir şeyler takip edince zaman çabuk geçiyor sanırım. Hala kilo almamış olsam da hafif hafif genişliyorum. Havaların aşırı derece ısınması su ihtiyacımı arttırıyor. Gebelikte bol su içmek fazlasıyla önemli. Yeteri kadar su içilmediğinde erken doğuma kadar giden riskler mevcut.Günde en az 8-10 bardak su içmek bizim ve bebeğimizin yararına. Ben de bu sebepten bol su tüketiyorum.

gebelikte 15. hafta

Gebelikte su içmenin önemi:
  • İdrar yolu enfeksiyonu riski azalır.
  • Kabızlık riski azalır.
  • Ödem atıcı etkisi sayesinde şişkinliklerin oluşması yavaşlar.
  • Kilo alımının dengelenmesine yardımcı olur.

Bunun yanında karnım biraz daha yukarı çıkmaya başladı. Cildim de ufak kaşıntılar meydana geliyor. Bu sebepten cildi nemlendirmek had safhada önemli. Cildinizi nemlendireceğiniz zaman mutlaka dermatolojik ürünler tercih edin. Nemlendirme yaparken şunları unutmayın.

Hamilelik günlüğü yazılarım için ve yazının devamını okumak için buraya tık tık 

22 Temmuz 2014 Salı

Kiz mi,erkek mi?

Lina'ya hamileliğim bir rüya görmüştüm.Kucağımda tombul yanaklı,masmavi gözlü kumral bir kız çocuğu vardı.Eşime böyle bir rüya gördüm dediğimde "Aşkım ikimizde kahverengi gözlüyüz,bizim mavi gözlü çocuğumuz olur mu ki?" demişti.Nitekim Lina,yaklaşık bir ay erken doğmasına rağmen 2800 g doğdu.Yanakları tombuldu ve 2 yaşında kadar "Döner bu çocuğun gözleri." diyen bilmiş teyzelere inat mavi gözlü bir çocuk.Babam ve halaları renkli gözlü sanırım onlara çekti.

Bu hamileliğimde de 14 Temmuz gecesi bir rüya gördüm.Rüyamda doktor usg de minik bir erkek olduğunu gösteriyordu bana.Uyandım ve hemen karnımı tuttum.İçim bir hoş oldu ama belli etmedim kimseye.

Ben ikinci çocuğumu erkek istiyordum çünkü kız çocuğun nasıl bir şey olduğunu deneyimlemiştim,bu yüzden bir oğlum olsun diye heves ediyordum.Aksi olursa ufak çaplı bir burulma yaşayacağımı biliyordum ama sonuçta o da benim biricik evladım olacaktı.



18 Temmuz saat 16:00 gibi kontrolüm vardı ama ben bekleyemedim.Kasıklarımda şiddetli bir basınç vardı ve tıpkı Lina'nın erken doğduğu gün gibi kendimi doğuracak gibi hissediyordum.Saat 14:00 gibi eşimle çıktık ve doktorun yolunu tuttuk.15:40 gibi beni içeri aldılar.Doktoruma ağrım ve baskı hissimin fazlaca olduğunu söyledim.Hemen beni ultrasona aldı "Merve ben senin ağrını hemen geçireceğim." dedi.Baktı baktı bizim miniği biraz salladı sonra "İlk çocuk kızdı değil mi?" diye sordu.(Genelde bildiği şeyleri tasdik ettirmek için illaki sorar.) "Evet hocam." dedim."Bu erkek!" dedi.(15:47) Ben hemen "Gerçekten mi?" dedim.Doktorum hemen "Bak ağrı falan kalmadı değil mi?" dedi.

Gerçekten de o an baskı hissi falan kalmamıştı.Gözlerim doldu hemen şükrettim .Rabbim isteyen herkesin kucağını doldursun.İnşallah sağlıkla ve sıhhatle gelecek bebeğimiz.İçimde 2,4 cm iken 2,9 cm olan bir kitle var ilk ultrasonlarımda tümör değerlerim normalin bayağı üzerinde çıkmıştı inşallah bu seferde tümör değildir.Yarın tümör tahlillerimi yaptıracağım benim için rahat ama siz yine de aklınıza gelirse dua edin olur mu?

Sevgiler hepinize...


Ht Hayat Hamilelik Günlüğü ilk 14 hafta

Sevgili dostlar sizlerle bir şey paylaşmak istiyorum.

Hayatımın kesitlerini paylaştığım anı defterim burası, bunun yanında aktif olarak İnstagram ve Facebook ve Twitter da kullanıyorum.






Bundan sonra her hafta sizlerle Ht Hayat "Hamilelik Günlüğü" bölümde olacağım.Yeni bebeğimle yaşadığım şeyleri,bir hamilenin başından geçenleri;yemesi gerekenler,alması gerekenler,yapması ve yapmaması gerekenleri uzman fikirlerinden de destek alarak sizler için derleyeceğim.

Okumak isterseniz yaşadığım ilk 14 hafta ile ilgili ilk yazım yayında,

Bir hediye verildi bize. Hiç beklemediğimiz bir anda ve daha önce elde etmediğimiz şekilde. Minik bebeğimiz aile olarak bizi seçti ve başladı orada konaklamaya. Bizim daha hiçbir şeyden haberimiz yokken o bölünüp çoğalmaya başlamıştı bile. Haberi aldığımızda 5 haftalık embriyo şimdi ise 14 hafta 5 günlük bir fetüs.

İlk hamileliğimde yaşadığım yumurtalık kanseri sebebi ile tüp bebek yapmak zorunda kalmıştık. Sonrasında sürpriz bir şekilde hamile olduğumu öğrenmek benim ve eşim için çok değişik bir andı.
devamı ise HT HAYAT HAMİLELİK GÜNLÜĞÜ bölümünde okumak için tıklayın.

Menü kolay kullanımı için de HT hayat sitesinden Çocukla Hayat başlığına girip,soldaki menüden Hamilelik başlığına tıklayıp Hamilelik Günlüğü'ne ulaşabilirsiniz.







17 Temmuz 2014 Perşembe

Biberonu birakma hikayemiz.

Lina doğunda çok minikti, 36 haftalık doğmuştu ve ciğerlerinden enfeksiyon var diye daha bir kaç lokma emdikten sonra yoğun bakıma girmişti.11 gün süren yoğun bakım maceramız; benim süt sağma makinesi ile kardeş olmama, onun ise biberona ya da kaşığa alışmasına sebep olmuştu.

Doğduktan sonra emmeyi pek beceremiyor,memeyi kapma olayına adapte olamıyordu.Bunun sonunda aç kalıyor,benim canım yanıyor ve bu kısır döngü sonunda sarılık ile tanışıyorduk.Tümörü ile ilgili patoloji sonuçlarını beklemeye odaklanmış, ayrıca çocuğuna 11 gün hasret kalmış ameliyatlı yeni lohusa olarak ben;pek de iyi bir psikolojiye sahip değildim.Şimdi ki aklım olsa mücadele ederdim ama o zamanlar kendimde o gücü görememiştim

Velhasıl biz biberon ve mama ile tanıştık.Çocuk öyle aç kalıyormuş ki benim azıcık sütümle,mama içer içmez deliksiz uyumaya başladı.Ama pes etmedim önce emzirdim üzerine mama verdim ki doğrudan mamaya alışmasın diye.Keşke sadece anne sütü verebilseydim ama mama vermekte dünyanın sonu değil.Mecbur kalınca yapacak bir şey yok.Şükür ki Lina meme ve mama ikilisini 25 ay devam ettirdi.Daha sonra inek sütü alerjisi geçti ve biz sütle devam ettik.

Zamanla biberon sadece öğlen ve akşam süt içerken 5 dakikalığına kullandığımız bir şeydi.Suyu bardaktan içme vs gibi şeyler çok küçük yaşta başlamıştı.Sonra bir ara heves edip biberonu bırakalım dedik ama olmadı.Benim öyle aman bu yaşta hala mı biberon kullanıyor gibi şeylere pek takıntım da olmadı açıkçası.Sonuçta ben emzik vermeyi tercih etmedim,biberonda dünyanın sonu değildi.Çocuk elbette ki bir gün biberon ile vedalaşacaktı.

Ta ki ben Lina'nın dişinde çürümeler görene kadar.Öyle bariz değil ama minik lekelenmeler.Dişlerini düzenli fırçalamasına rağmen bu lekelenmeler olunca "Tamam! " dedim.Biberon işi bitiyor.

Gittim bütün biberonları sakladım.Akşam süt içme vakti gelince bayağı mızırdandı ama yapılacak bir şey yoktu.Bir kere biberon kalktı ve bir daha hayatımıza girmeyecekti.Annenin kararlılığı had safhada önemli,çocuk en ufak bir endişe sezerse bunu çok iyi kullanıyor.

Lina yaşı itibari ile tam anlamıyla konuşan ve iletişim kurabilen bir dönemde olduğu için ben ona olayı şöyle özetledim,özetlerken de inatlaşabilir diye araya minik sırrımızı kattım: "Anneciğim biz insanlar minikken bazı şeyleri yaparız ama zamanla bu alışkanlıklarımızı bırakmamız gerekir.Mesela bebekler ve minik çocuklar biberon kullanabilir ama senin yaşındaki çocuklar kullanırsa dişlerinde çürükler olur ve dişleri acır."dedim." Neden?" diye sordu doğal olarak."İçtiğimiz sütlerin kalıntıları dişimize yapışır,dişlerimiz çürürse dişlerimizi kaybederiz; o yüzden biberon perisi geldi ve biberonları aldı,ayrıca bize yeni diş fırçaları da almış,dişlerimizin çürümesini hiç istemiyormuş."dedim.

Biz Lina biberona çok bağlı diye bu yolu seçtik,aramızda bir şifre oldu biberon perisi.Ama sizin çocuğunuz bırakma konusunda iş birliği içinde ise birlikte biberonları çöpe atabilirsiniz.

Daha sonrasında bardaklar değişti,yöntemler değişti,her gece 250cc süt içen çocuk bir çay bardağı sütü bile mız mız içti hatta süt içmeden yatılan geceler oldu vs. ama asla biberon ortaya çıkmadı.Sonra pipetli bir bardak aldık sevdiği karakterin olduğu ve şimdi çok daha fazla süt içiyor.Süt içme oranı benim için önemli çünkü iştahsız olduğu için tam doymadığı gecelerde açlıktan dolayı uykuda zorluk çekiyor.Sütü bir ay kestiğimiz dönemlerde oldu ama iştahı geri gelmedi,yaratılış işte...



Sanırım bazı şeylerin getirdiği handikapları biz göze alamıyoruz.Ağlamaları,deli gibi biberon aramaları ya da bir kaç gece süt içmeden yatmaları dünyanın sonu değil,değil mi ama...? Onlar bize bırakması kolay gibi gelen bir çok alışkanlığını bırakarak bebeklikten çocukluğa geçiyor.Lina'yı son kez emzirdiğim zaman video çekmiştik ve ben aynı duygusallığı yaşamıştım.Zaman geçiyor...Biz yaş alıyoruz,onlar büyüyor.

Sağlıkla ve huzurla inşallah.....





15 Temmuz 2014 Salı

Tuvalet eğitimi

Tuvalet Eğitimi


Oldum olası eğitim lafını sevmem demiştim daha önce.Konuya şuradan direkt girmek istiyorum.Öyle tuvalet eğitimi diye bir şey yok kimse kandırmasın sizi.Hayatta her ebeveyn farklı olduğu gibi her çocukta farklı.Bu işin "Aman bak şöyle yaparsan süper olacak, çocuk bir daha asla altına kaçırmayacak." gibi müthiş formülleri yok.Dolayısı ile formül arıyorsan sevgili okur yanlış yerdesin.

Tuvalet eğitimine başlayacağım zaman bir ton yazı okudum.Özellikle bloglar benim için önemliydi; çünkü benim gibi uzman olmayan kişilerin deneyimleri daha bir anlamlıydı.Kafam da bir ton soru vardı.

  • Ne zaman başlamalı? (en kilit soru)
  • Konuşunca mı başlamalı?
  • Gece bezinin kuru çıkması şart mı?
  • Alıştırma külodu kullanılmalı mı?
  • Önce gece sonra gündüz mü bırakmalıyım?
  • Bezi çıkarıp bir daha takarsam sorun olur mu?
  • Çocuğa nasıl anlatmalı?
  • Kitap mı almalı?
  • Müzikli lazımlık alırsam dikkati başka yöne mi kayar?
  • Nasıl bir tuvalet adaptörü olmalı?
  • Dışarıda kullanılanlardan alırsam normal tuvalete alışmaz mı?
  • Çocuk günde kaç kez kaçırır?
  • Yatağa ne sereceğiz?
ve türevleri...

Aslında olay gayet basit;doğallıktan çıkarıp değiştiren,olağan dışı bir hadise gibi mizansenler yaratan,onu ödüle bağlayan ya da hayatın o an ki merkezine koyan bizleriz.Bu durumda da olay içinden çıkılmaz bir hal alıyor.



Şimdi diyebilirsiniz,olası durumlar için önceden bilgili olmanın nesi zararlı diye.İşte biz bu noktada kendimizi ve enerjimizi tam olarak ayarlayamıyoruz.Onu da açacak olursak.Yani biz bir çok şey bilince daha olmamış şeyler için yarattığımız endişe çemberi ister istemez bizi sarıyor ve çocuk bunu hissediyor.

Gece bezi kuru mu mevzusu:Kızım bezi bıraktığında gece bezi taş gibi oluyordu,gayet de doluydu.Meğer bütün gece tutup gözünü açar açmaz yapıyormuş.Şimdi bunu tespit içinde gece kalkıp ara ara baktığım ve öyle keşfettiğim oldu.Galiba deliyim.

Yani bir lazımlık seçeceğiz kılı kırk yarıyoruz.Hepimizde bir mükemmeli bulma telaşı.Halbuki lazımlık işte ne kadar efektif alırsan al bir süre sonra işlevselliğini yitirecek.Buluyoruz en alengirlisini çocuk tuvalete bakıyor ona bakıyor şaşkınlık içinde ama biz sevdi sanıyoruz.

Tuvalet adaptörü alcağız,çocuğun sevdiği karakter olsun diye çabalıyoruz."Ay benim güzel kızım bak Pepee'de kakasını yapıyor hadi sen de yap nidaları tuvalet konusunda eşlik ediyor.Yine tuvalet yapma olayı doğallıktan bir başka hale bürünüyor.

Sanki hepimiz bezimiz çıkınca tak diye bezsiz hayata geçiş yapmışız gibi çocuk günde 15 kere altına kaçırınca şaşkınlığa düşüyoruz.Oysa o bambaşka bir dünyaya geçiş yapıyor.Ve Allah onu bunu kotarabilecek zihin ve beceri ile yaratıyor.Klişe olacak ama 10 yaşında ve hala bezlenen bir çocuk tanıyor musunuz? Psikolojik veya patolojik herhangi bir sorunu yoksa tabi.

He bir de kaçırınca kızan "Ne ahmaksın!" diyen çocuğu iyice travma içine sokan anneler var ki,evlere şenlik.Bir ara kaka konusunda sınırım zorlanmadı desem yalan olur.Dile kolay 1,5 yıl süren kaka fobisi.

Bu yazıyı kimseye eleştiri olsun diye yazmadım.Kızımın yaşadığı bazı sorunları gördükten sonra edindiğim hayat tecrübesi ile yazıyorum.Kendime bir liste yaptım "ikinci çocuğum da yapmayacaklarım" başlıklı.Bu başlık bir başka yazının konusu.İnşallah tükürdüğümü yalamam.

Çocuk en iyi yol gösterici;onu gözlemlemek neyi,ne zaman yapabilecek güçte olduğunu görebilmek esas iş.Bunun yanında en önemli kısım ise olayı en doğal hali ile çocuğa yaşatmak.Tıpkı büyüklerimiz gibi.

Bazen biz zorlaştırıyoruz bazı şeyleri.Lina 1,5 yıldır yaşadığı çeşitli kabızlık travmaları ve lavman işkencesi sebebi ile kaka fobisi yaşıyordu.Sonunda 12.07.2014 cumartesi günü bunu aştı.Daha önce oluruna bırakmak en iyisi demiştim,bıraktık ve sonunda bitti.

Özetle.Bir şeyi en doğal hali ile yaşamak ve olmuyorsa zamana bırakmak sizi de çocuğunuz da gereksiz yüklerden kurtaracaktır.

Bir kaç tavsiye ile yazımı bitiyorum.


  • Bezi çıkarın ve ona artık büyükler gibi onun da büyüdüğünü ve tuvalete yapacağını anlatın.
  • Konuya başlamadan önce sizi yeterince gözlemlemiş olsun.
  • Bir dost tavsiyesi: İnsan bedeni ne kadar sıvı alırsa alsın bir süre sonra belli saatlerde tuvalete gitmeye alışacağından gece yatmadan yaptırın ve gece tuvalete kaldırmaya alıştırmayın.Rahat edersiniz.
  • Asla ve asla onu kaçırınca azarlamayın.Toplum içinde rencide etmeyin.
Sevgiler ve bezsiz günler dilerim... 










10 Temmuz 2014 Perşembe

Çocuklarda yüksek ateş ve havale

Geçenlerde Lina parktan geldikten kısa bir süre sonra uzanmak istedi,yoruldu sandık.Sonra kalktı "Anne ben iyi değilim!" dedi.Gözleri kaydı."Uyumak istiyorum." dedi ve gözlerinin içi kıpkırmızı oldu."Bebeğim neyin var?" demek için kucağım aldım ki çocuk yanıyor.

Hemen koltuk altından ateşini ölçtük 38,7 idi.Yalnız biliyorduk havale denilen şey 38'de de oluyordu 40'da da.Hemen üzerine bir gecelik giydirdik ve doğru hastaneye koştuk.Giderken çocuk iyice pelte gibi bıraktı kendini, ne yapacağımızı bilemedik.Ben uzun zamandır hastalıklarda doğal yöntemleri tercih ediyorum ve ilaç kullanıyorum.Okulun ilk yılı sebebi ile Lina çok hasta olduğu için, sürekli antibiyotik içmek zorunda kaldı ve biz geçmeyen hastalıklar kısır döngüsü içinde çocuğun bağışıklık sistemini rezil ettik.

Neyse....

Arabada çocuğum kucağımda gözlerini açmaya mecali yokken çok kötü oldum.Ona cevap verebileceği basit sorular sorup uyanık kalmasını sağladım.İki dakikalık yol bitmek bilmedi.O an düşündüm, tamam ateş falan nedir biliyoruz da,havale anında ne yapabiliriz bunu bilmiyoruz.O yüzden de araştırmaya başladım.İşte notlarım:

Çocuklarda yüksek ateş? 

En basit tanımı ile: Vücudun tehlike anında verdiği alarm sistemi.Tıbbı olarak açıklarsak:Vücut ısının normal değerler üzerine çıkmasına ateş denir.

Ateş ölçümü için normal değerler nedir?

  • Makattan : En az 3 dk. ölçüldüğünde 36,6 - 38 derece arası normal değer olarak kabul edilir.
  • Koltuk Altı : Cihaz sinyal verene kadar ya da eski tip derece ile 3 dk. ölçüldüğünde  34,7 - 37,3 derece arası normal değer olarak kabul edilir.
  • Ağızdan : Dil altından 3 dk. ölçüldüğünde 35,5 - 37,5 derece arası normal değer olarak kabul edilir.
  • Kulaktan : 2 yaş altı çocuklar için güvenli değildir.6 yaş altı içinde güvenilirliği sınırlıdır.35,8 - 38 derece arası normal kabul edilir.
Tüm ebeveynler ateşli hastalıktan korkar bunun esas sebebi ise havale riski olmasıdır.Ben küçükken havale geçirdiğim için ateşten korkan biriydim ama zamanla araştırınca ateşin aslında yararlı bir şey olduğunu öğrendim.Nasıl mı?

  

Ateşin yararları nelerdir?

  • Ateş antikor üreterek vücudu uyarıyor.
  • Akyuvar sayısı artıyor ve vücut hastalıkla savaşabilecek gücü buluyor.
  • İnterferon salgısı artıyor ve vücut virüslerle mücadele edebiliyor.
  • Ateş vücutta mikrop üremesini yavaşlatıyor.

Peki biz ne yapıyoruz? Ateş yükseldiği an ateşi baskılamak için ilaç ya da alternatif yöntemler kullanıyoruz.Peki yaptığımız ne derece doğru?

Ateş vücudun savunma mekanizması olduğuna göre ateşi baskılamak ilk etapta yanlış bir durum.Ateşli çocukta bir enfeksiyon söz konusu ise ateşi baskılamak hastalık silsilesinin uzamasına sebep olacaktır.Çocukta herhangi bir ağrı sıkıntısı yoksa ateş düşürücü kullanmamak ve vücudun ateş ile savunma yapmasına fırsat vermek en iyi çözüm.

Ateş anında ne yapmalıyız.

  • Çocuk hafif giydirilmeli.
  • Bol sıvı takviyesi yapılmalı.
  • Ortamı rahat olmalı,kalabalık ve gürültülü ortamdan uzak tutulmalı.
  • İstirahat ettirmek.
  • Az beslemek ve hafif gıdalar tercih etmek.(Ateş esnasında barsak hareketleri yavaşlayacağı için ağır ve yağlı gıdalardan kaçınılmalı iştahsız çocuk yemek yemeye zorlanmamalıdır.)
  • Mümkünse ağlatılmamalıdır.
  • Eğer ateşe ağrı eşlik ediyorsa ağrı kesici vermek ( Ateş düşürücüler aynı zamanda ağrı kecidir)

Ateş anında yapılmaması gerekenler. 

  • Sirke,kolonya gibi sıvılar ile vücudu silme: Bu tarz maddeler vücuttaki damarlarda büzüşme etkisi yaptığından kısa vadede serinlik verse de uzun vadede yeniden vücut ısısının yükselmesine sebep olur.
  • Çocuğu tamamen soymak ya da titriyor diye daha kalın giydirmek.
  • Çok sıcak veya çok soğuk içecekler vermek.
  • Eğer ilaç veriliyorsa yanlış ateş düşürücü kullanmak. Parasetamol veya ibuprofen dozunu kaçırmak ve yanlış uygulamak.
  • Eğer ateşe enfeksiyonlu bir hastalık eşlik ediyorsa yanlış ilaç tedavisi uygulamak.
  • Çocuğu birden soğuk su altına sokmak.
Çocuğunuz ateşli ve siz havale geçirmesinden korkuyorsunuz,ateşli kalması size işkence gibi geliyor.Onun gözünüzün önünde yanmasını istemiyorsunuz değil mi? Ben de aynı bu düşünceler içerisindeydim,eskiden hemen ilaç verirdim ama havale bambaşka bir durum,korkutucu ve hasar verebilen.İşte bu yüzden havaleyi araştırdım.

Havale nedir?

Havale halk arasında yüksek ateş olarak bilinse de esas tanımı ile ateşin düşmesine ya da yükselmesine eşlik eden bir olgu.Doğrudan ateş ile bağlantısı tespit edilmemiş üstelik.Bazen yüksek ateşte havale geçirildiği gibi düşük ateşte de havale geçirenler mevcut. Havale ateşin aniden yükselmesidir.Ateşin yüksek olması değil.


Çocuğun havale geçirdiği nasıl anlaşılır?

  • Çocukta aniden beliren uyku hali.
  • Gözlerin devrilmesi ve kayması.
  • Vücutta sararma.
  • Vücutta kasılma.
  • Vücudun kaskatı kesilmesi ya da tamamen yumuşaması.
  • Baygınlık hali.
  • Sayıklama.
  • Bilinç kaybı.
  • Ağlama,inleme ve nefes almada güçlük.
  • Vücutta kasılma eşliğinde seyirme.


Havale anında nasıl müdahale edilir ?

Havale ebeveyni korkutan bir durumdur.Çocuğun kendini kaybetmesi aileye endişe verir fakat panik olmak size bir şey kazandırmaz.Havale genelde en fazla 10 dakika sürer ve geçer.Kilit nokta sakin kalmak ve geçer geçmez doktora gitmektir.
  • Çocuğu kendini çarpmayacağı rahat bir zemine yatırmak.
  • Kusma veya ağzında kasılma var ise yan çevirmek.
  • Soluması dursa bile suni solunum yapmamak.
  • Vücudunu nemli bezle serinletmek.

Havale anında yapılmaması gerekenler nelerdir?

  • Çocuğu sarsmak.
  • Çocuğu soğuk duşa sokmak.
  • Çocuğun dilini yutacağı endişesi ile ağzına herhangi bir nesne veya elimizi sokmak.
  • Çocuğa ilaç içirmeye çalışmak
  • Çocuğu tokatlamak,kendine getirmeye çalışmak.




NOT: Bu yazı bir çok doktorun makalesinden derlenerek yazılmıştır.Kaynaklar aşağıda belirtilmiştir.Bilgilendirme amaçlıdır.Olası durumda edeceğiniz müdahale şekli sizin tercihinizdir.

Kaynaklar ve Bilgiler için:
http://beslenmebulteni.com/beslenme/?p=339
http://www.hilalmocan.com/cocuklarda-ates-ve-atesli-havale/
http://www.medicinehospital.com.tr/ansiklopedi/terim/1522/havale-geciren-cocukta-bilinmesi-gerekenler.html
http://www.sabah.com.tr/Gunaydin/Saglik/2013/02/02/atesli-cocuklarda-bunlara-dikkat
http://www.buch.gov.tr/makale_detay/10
Tüten Yolukar




8 Temmuz 2014 Salı

Kardeş haberi vermek.




Kafam karışık içimde tuhaf hisler var.İkinci hamileliğimi öğrendiğim ilk andan itibaren aklıma tek gelen şey Lina oldu.Onun kardeş haberini ciddi anlamda söylediğimizde nasıl karşılayacağı ya da kardeşi olduktan sonra nasıl davranacağı konuları sürekli düşüncelerimiz arasında.

Bunun yanında ben ne kadar ömrümde ilk defa kendimi bu kadar güçlü hissetsem de yetebilecek miyiz hissi ikimizde de mevcut.Bir de küçük hali ile abla olacak bazı sorumlulukları olacak,sevdiği tüm herkes onun etrafındayken onları bölüşmek zorunda kalacak ve biz bu durumda herhangi bir sıkıntı çıktığında ekstra özverili ve anlayışlı olacağız.

Bunlar aslında sürecin getirdikleri ile değişecek şeyler.Sen ne kadar planlarsan planla hayat bir şekilde seni kendi rüzgarının etkisine alıyor.

Biz Lina'ya kardeşi olacağını daha söylemedik ama kendisi bir şeylerden sezinliyor.Zaman zaman yanında ağzımızdan kaçıyor ama tam anlamı ile konuşmadık.Bu süreçte uzmanların da tavsiyesi ile değişimleri gözlemleyip kendisinin sormasını bekliyoruz.Kimi çocuk sormazmış ama Lina hafif hafif sorgulamaya başladı.

Ciddi anlamda kardeş isteyen bir çocuk.Hatta kardeşinin adı bile belli ona göre Toprak.Bu ben hamile kalmadan önce de böyleydi.Gerçekle yüzleşince ne olur bilemem ama önceden kardeşi okulun oyuncak gününe giden bir şey zannederken şimdi kanlı canlı kardeş olacağını biliyor.

Geçen gün boğuşuyorduk -ki eskisi kadar boğuşamıyoruz ve "Anne neden boğuşmuyoruz,çok eğlenceli." dediğinde bile üzülüyorum.- "Anneciğim karnıma dikkat et olur mu?" dedim. "Biliyorum içinde bebek var." dedi.Böyle soru cümleleri olmadığı zaman genelde "Olsun mu,ister misin kardeş? diye soruyoruz.Hemen "Evet çok isterim." diyor.

Bizim amacımız da çocuğumuz biraz daha büyüdüğünde Lina'ya söylemek.O soruna kadar süreci uzatmak.


  • Çocukların zaman mevhumu yoktur.Ne kadar süre sonra doğacağını sorduğunda bunu anlamdıramaz.
  • Allah korusun bebekte olası bir erken doğum anında kendini kotarabilecek aylarda olması tercihimiz.
  • Uzun zaman önce söyleyip kafasında zaten oluşacak onlarca soruya soru ekleyip endişelerinin artmasını engellemek.
  • Süreci doğal haline bırakıp onun değişimleri gözlemlemesine ve sormasına fırsat vermek.
  • Bebek nereden geldi? Nasıl yaptınız? Nasıl doğacak? gibi sorular için zaman kazanmak ve daha büyüyeceği için daha rahat cevap verebileceğimiz zamanı kollamak.

İki çocuklu aileler siz kardeş haberini nasıl/ne zaman verdiniz? Sonuç ne oldu? 




4 Temmuz 2014 Cuma

Ne zaman böcek ilaçlama şirketlerine başvurmak gerekir?



     Haşereler maalesef pek çok evde görülen ve en rahatsız edici sorunlardan biridir. Aslında bireysel önlemlerle rahatlıkla önüne geçilmesi mümkün olabilmektedir. Mekanın temizliğine dikkat etmek, çöpleri zamanında dökmek, sıva çatlaklarını kapatmak, marketten alınan yemleri çeşitleri yerlere koymak alınacak önlemlerden bazıları. Ancak bazı durumlar var ki bireysel önlemler yetersiz kalmakta. Haşerelerin aşırı çoğalmış olması, pire gibi sadece kuytu yerlerde değil mekanın yer yerinde yaşayabilecek ve herkese bulaşabilecek haşerelerin varlığı, kemirgenlerin varlığı, apartmanda yaşıyorsanız apartmanda haşerelerin varlığı gibi durumlar profesyonel bir hizmet almanızı gerektiren durumlardır.


    Tekniktürk böcek ilaçlama konusunda uzun yıllardır hizmet vermekte olup, Bayer’in kalite standartlarını taşımasından dolayı da Bayer Koruma Programına üye firmalardan biridir. Uzman ve deneyimli ekibi sayesinde sorunun ne olduğu ve nasıl çözülmesi gerektiği konusunda etkili çözüm önerileri sunar. Müşteri memnuniyetini ön planda tutan Tekniktürk, Bayer markası ile kullandığı kimyasallarla doğaya ve en önemlisi de insan sağlığına zarar vermemekte. Böylece böcek ilaçlaması yaptırırken evden çıkmanız zorunlu tutulmamaktadır. Evcil hayvanlarınız da zarar görmemektedir.

TOP-LEFT ADS

Huuu Huuuu

BAL YANAK